Gerçek Türkiye

Orta Doğu kaynaklı enerji krizi, enflasyonu körükleyip merkez bankalarını faiz artışına zorlarken Türkiye uyguladığı başarılı ekonomi programıyla düşman çatlatıyor. TBMM'de son şekli verilecek olan Terörsüz Türkiye'nin hayata geçirilmesiyle birlikte ülkemizde kalıcı güven ortamı tesis edilerek risk primi düşecek. Yabancı yatırımcı ve uluslararası sermaye akışı hızlanacak. Azalan güvenlik harcamalarından elde edilen para eğitim, sağlık, teknoloji ve üretime yönlendirilecek... Lojistik maliyetlerin düşmesi ve güvenli ülke algısının pekişmesi turizm, tarım ve ihracat gelirlerini arttıracak. ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik askerî müdahalesi beklenen siyasi sonuçları vermedi. Savaşın uzaması Washington'ın bölgedeki etkisini zayıflattı. Beyaz Saray, Orta Doğu'da çatışmalar yerine ticaret, teknoloji ve yatırım odaklı yeni bir bölgesel düzen kurmayı hedefliyordu. Ancak İran savaşı, bu planların önemli ölçüde aksamasına neden oldu. ABD ve İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik düzenlediği saldırılar, Tahran'ın yer altındaki nükleer altyapısına ciddi zarar veremediği gibi, uluslararası denetçilerin yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyuma erişimini de büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Bu durum, nükleer programın geleceğine ilişkin belirsizlikleri artırdı.

Bölge ülkeleri güvenlik ve savunma alanında Türkiye ile ilişkilerini güçlendiriyor. Körfez ülkelerinin ülkemize yönelmesinin temel nedenleri artan bölge güvenliği riskleri, ABD'den tedarik sorunları ve ekonomik iş birliği arayışları. Türkiye'nin İHA/SİHA'ları ile antidrone ve hava savunma sistemlerinde kanıtlanmış başarısı ve hızlı teslimat imkânı sunması... Dünya genelinde kamu borçları rekor seviyelere ulaşırken, küresel finansal sistem devasa bir borç yüküyle karşı karşıya. ABD tek başına 40,7 trilyon doları aşan kamu borcuyla dünyanın açık ara en borçlu ülkesi konumunda. Borcun gayrisafi hasıla oranında ise Japonya %204,4 ile ilk sırada. Ekonomik büyüklüğe oranla bakıldığında Türkiye, en güvenli bölgede yer alıyor. Düşük bir borç/GSYİH oranıyla küresel faiz ve finansal şoklara karşı daha sağlam bir duruş sergiliyor. Uygulanan mali disiplin kuralları, borç yapısının uzun vadeli TL cinsine dönüştürülmesi ve ekonomik büyümenin borç artışından hızlı gerçekleşmesi bizi farklı alana taşıyor.

Ekonomide kritik göstergelerden biri olan iş dünyasının güvenini gösteren reel kesim endeksi 101,2 seviyesinde gerçekleşti. Son üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacminde ve ihracat sipariş miktarında artış var. 100'ün üzerindeki rakamlar piyasada güvenin ve beklentilerin olumlu olduğunu, üretim, yatırım ve istihdam planlarının desteklendiğini gösterir. Kapasite kullanım oranının %73,9 olması kötü değil, normal ve orta-iyi bir seviye olarak kabul edilir. Bu sanayide hâlâ büyüme ve üretim için boş alan olduğunu belirtir. Haziranda 87,9 olan tüketici güven endeksi temmuz ayında %2,2 oranında artarak 89,8'e çıktı. Endeksin Mayıs 2023'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaşmasında tüketicilerin hem kendi mali durumlarına hem de genel ekonominin geleceğine dair iyimserliğinin artması büyük rol oynadı. Ayrıca hanehalkı gelirlerindeki artış oranının, gider artışlarını geride bırakması bireylerin eline geçen net parayı olumlu etkiledi. Gelecek 12 aylık döneme ilişkin genel ekonomik durum beklentisi endeksi, %5,2 ile temmuz ayının en keskin yükseliş gösteren alt kalem... Hanenin maddi durum beklentisi endeksi %2 artışla 91,4 değerini aldı... Türk ekonomisi güneş gibi parlıyor, yabancı akın akın yatırıma geliyor, iş dünyasının ve vatandaşın güveni tam. Gerçek Türkiye budur...