Ayakta alkışlayın

Türkiye, savunma sanayiinde 24 yılda dışa bağımlılığı azaltma stratejisi, yerli ve millî teknoloji hamleleri ve özel sektörün sektöre dâhil edilmesiyle tarihî bir dönüşüm yaşadı. 2002'de yaklaşık %20 olan yerlilik oranı özgün platform projelerine ağırlık verilmesi, güçlü Ar-Ge yatırımları ve tüm sektörü kapsayan ekosistem dönüşümü sayesinde %80'lerin üzerine çıkarıldı.

Peki bu tarihî başarı nasıl elde edildi Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı liderliğinde uzun vadeli projeler kesintisiz desteklendi. BAYKAR, TUSAŞ, ASELSAN, ROKETSAN ve Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret şirketlerinin önderliğinde AR-GE'ye büyük bütçeler ayrılarak İHA/SİHA teknolojileri, vurucu insansız hava araçları ve akıllı mühimmatlar gibi asimetrik güç sağlayan alanlara odaklanıldı. Savunma sanayii ekosistemi, büyük ölçekli şirketlerden KOBİ'lere kadar genişletildi. Ayrıca Savunma Sanayii Akademisi gibi yapılarla yerli insan kaynağı yetiştirildi.

Yalnızca nihai ürünler değil; motor, kamera, yazılım ve elektronik kartlar gibi eskiden ambargolara konu olan kritik alt sistemler millîleştirildi. Silahlı Kuvvetlerin terörle mücadele ve sınır ötesi operasyonlarda kullandığı sistemler, sahadan alınan anlık geri bildirimlerle hızla geliştirilip mükemmelleştirildi...

Bugün Türkiye, ürettiği KAAN, TCG Anadolu, SİPER Füze Sistemi ve KORAL gibi küresel ölçekli projelerle dünyanın önde gelen savunma ihracatçısı ülkelerinden biri konumuna yükseldi. Türkiye'nin farklı irtifa menzillerindeki yerli savunma sistemlerini (Korkut, Hisar, Siper) ve elektronik harp unsurlarını, yapay zekâ destekli tek bir ağ altında birleştiren entegre birçok katmanlı hava savunma mimarisi olan 'Çelik Kubbe'ye sahip olduk. Türkiye savunma sanayii, yürütülen projelerde 100 milyar doların üzerinde büyüklüğe ulaşarak tarihî bir başarı elde etti. Sektörde faaliyet gösteren şirket sayısı 3.500'ü aşarken, savunma ve havacılık ihracatı yıllık 10 milyar dolar seviyesini geçti.