Pembe faşizm!

Halk narkozdan uyandı, muhalefet güçlendi ama iktidar "tek tipçi pembe faşist" modeli dayatmaya devam ediyor—peki bu spiral nasıl kırılır?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, 24 yıllık iktidarın halkın güvenini kaybettiğini, seçilmiş belediye başkanlarının cezalandırılmasını demokrasi ve yargı bağımsızlığının işletilmesi olarak gördüğünü savunuyor. Bu iddianın ardındaki kilit argüman, iktidarın geçmiş başarısından kaynaklanan "narkoz etkisinin" sonunda muhalefet enerjisini uyandırdığı ve Memur-Sen gibi kurumların bu süreci kamuflajlamaya çalışmasıdır. Ancak yazının, hapse atılan belediye başkanların suçlamalarının somut delillere mi yoksa siyasi motivasyona mı dayandığını sorgulamaktan kaçması, iddiasını zayıflatmıyor mu?

Hile, hurda sokulmayan, algı avlamayan ve halkın fikrini korkmadan söyleyebileceği bir anket yapılsa; "Güvenmiyorum ona" diyenlerin oranı yüzde 80'e çıkar.

Başbakan yaptık!

Cumhurbaşkanı seçtik!

Daha ne!

Diyenler çoğunlukta.

★★★

Bir yıl önce İstanbul'un Belediye Başkanı; "ete kurdu, belediyeyi soydu" suçlamasıyla hapse konuldu.

Heybedeki turp buydu.

Halk inanmadı.

Diploması hileli dediler.

Halk ona da kanmadı.

Meydanlar doldu.

★★★

Geldiğimiz son nokta: Demokrasiyi tamamen bitirdi. Yargıyı kullanarak muhalefeti çökertmeye yöneldi. Seçilmiş belediye başkanlarını hapse koyuyor. Seçimlerde kaybettiği büyük kentleri, bu yolla geri almaya çalışıyor. Halk yapılanı "haktan, hukuktan, adaletten, arzulanan temiz siyasi ahlaktan iyice uzaklaşmak" diye gördü.

Meydanlar yine doluyor.

★★★

Oysa 10-15 yıl öncesi, ona oy verenlerin çoğunluğu ne yapsa beğenir, ne dese doğru kabul ederdi. Bakanlardan biri; "Halk, bize o kadar güveniyor ki, Cumhurbaşkanımız çıksa Ay'a 4 şeritli yol yapıyoruz dese, halkımız buna inanır" diye meydan okumuştu. İktidar partisi lideri olarak milyonlarca kalabalığı meydanlara çekiyor, her seçimde damgalı, damgasız zarfların içindeki oyları o topluyor, atı alıp Üsküdar'ı geçiyordu.

★★★

Yoksuldan yanaydı.

Kimsesizin sahibiydi.

Haksızlığa karşıydı.

Yoksulluğu kaldıracaktı.

Bütün servetinin parmağındaki nişan yüzüğü olduğunu ve gösterişsiz yaşamaya devam edeceğini söylüyordu. Verdiği sözden dönmez, dik durur, dünya malında gözü olmaz, "inancı tam" kabul edilmişti.

★★★

Mağduriyetten besleniyor, "kutuplaştırmayı narkoz etkisine dönüştürüp" kitleleri kendine bağlıyordu. Liderliği hep sürecek, o ve partisi hep seçilip iktidarda kalacak; "ölünceye kadar Cumhurbaşkanı kalmak istediğini" açıklasa bile halk yine arkasında duracak diye bir narkoz etkisi yaratmış, hep böyle gideceğini bekliyordu. Halk, narkozdan uyandı. Türkiye'de bir muhalefet enerjisi birikti ve bu enerji gidip muhalefet partisi CHP'yi büyüttü. Onca yalan ve iftira propagandaya rağmen halk, CHP yönetiminin iktidarı indirecek bir güç olduğuna inanmaya yöneldi. Uşak ve Görele gibi iki-üç rezili çıkmış belediye başkanı hariç, her hapse atılan CHP belediye yöneticisi, halkın gözünde ana muhalefeti daha değerli kılıyor.