Adalet Bakanı'nın "tapu sevici olduğu iddiasını" boşa çıkartacak altın fırsat doğdu. Basiretleri bağlandı. Bu fırsatı altına çeviremediler. Türkçemiz, çok doğurgan bir dil; "basireti bağlandı" deyimini bulmuşuz. İster parti başkanı ister Bakan ister dağdaki çoban için söylenmiş olsun; "basireti bağlandı" demek; "gerçeği görme, iddialara tutarlı cevap verme ve halkı temiz toplum, temiz siyaset,yüksek adalet gereğibilgilendirme yeteneğinin" körelmesidir.
En korkunç kör!
Görmek istemeyendir.
★★★
Bile bile körlük.
İktidar partisi milletvekilleri belli ki, parti başkanı Cumhurbaşkanı'ndan olur aldılar. Bir "torba yasa" daha hazırlıyorlar. Bu torbanın içine "üniversite öğrenci affının kapsamını genişletecek, vergi borcu olanları rahatlatacak, yüksek lisans ve doktora yaparken çalıntı, aşırma bilgi yazmış olanları ferahlatacak" maddeler koydular. Fakat basiretleri bağlandı! "2004 yılında 5176 sayılı kanunla kurulan ve şimdi Cumhurbaşkanlığı'na bağlı olarak çalışan, 11 üyeli (biri başkan) Kamu Görevlileri Etik Kurulu'na Bakanlar, Milletvekilleri, Hakimler, Başsavcılar, TSK mensuplarının mal varlıklarını araştırma, inceleme ve onlara "nereden buldun" diye sorma yetkisi nedense verilmemiş. Şimdi torba yasanın içine bir madde olarak bu yetkinin Etik Kurulu'na verilmesini de ekledik. Böylece hemen harekete geçilecek. Adalet Bakanı'nın kaç tapusu olduğunu ve bu tapulara sahip olurken geliri nereden bulduğunu bir hafta-10 gün gibi kısa bir zaman dilimi içinde bütün Türkiye ve dünya öğrenebilecek" diyemediler.
★★★
Temiz toplum!
Temiz siyaset!
Yüksek adalet adına!
Böyle bir madde torba yasaya vidalanıp Meclis'ten geçseydi Kamu Görevlileri Etik Kurulu, Adalet Bakanı için meydanlarda dile getirilen 16 tapuyu inceler, nereden buldun diye sorgular, etik dışılık bulursa savcıya ihbar edebilirdi. Tapular alın teriyle alındıysa Bakan da aklanmış olurdu.
★★★
Bu arada tapu dairelerinde görevli 5-6 memur, "Bakan'ın tapularını sorguladıkları gerekçesiyle" gözaltına alındı. Bunlardan biri; "salakça merakımın kurbanı oldum, hiçbir kötü niyetim yoktu" demiş, affını istemiş. Oysa bu tapu memurlarına "sorgulamalarından dolayı madalya vermeli" ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne davet edilerek yakalarına nişan takılmalıydı.
Merak etmişler!
Bakan'ın tapusu kaç
Kimden, nasıl aldı
Kime, kaça sattı
Gizlenecek ne var
★★★
Aslında bu soruların cevabını Cumhurbaşkanı Adalet Bakanı'nı da yanına alıp aynı gün canlı yayında vermeliydi. İktidar yanlısı gazeteler ve TV'lerinin yanı sıra Merdan Yanardağ'ın arkadaşlarının kurduğu Tele2'yi, Halk TV'yi, SÖZCÜ TV'yi; BirGün, Cumhuriyet, SÖZCÜ Gazeteleri muhabirlerini de çağırarak, onların gözü önünde tapu kayıt sistemine girerek göstermeliydiler: İşte tapu kimlik numarası. Açtık. Sahibi Akın Gürlek değil. Bakın tapu sahibi Ahmet Parlak yazıyor. İşte iddia edilen başka bir tapu kimlik numarası. Yine açtık. Sahibi Akın Gürlek değil Abdullah Yüksek yazıyor. Bu yolla; 12 ya da 16 tapu canlı yayında sorgulanmalı ve anında 86 milyon vatandaşa gösterilmeliydi. Temiz bir toplumda ister Bakan olsun ister çoban; yasal yoldan, alın teriyle, vergisi ödenmiş kazançla tapu sahibi olunuyorsa (her tapunun böyle kazanılması gerekir)

4