Yazar, Agnes Heller'in Macaristan analizi üzerinden otoriterleşmenin klasik diktatörlük değil, kurumları boşaltıp halkı kendi kendini sınırlandırmaya iten bir sistem olduğunu gösterir. Bunu Türkiye'deki 24 yıllık AKP dönemine ve seçimlerde artan muhalefet talebine bağlayarak, halkın "beyaz ihtilal" yolunda ilerlediğini iddia ediyor. Ancak Macaristan'daki halk Orban'ı seçimle gönderebilirken, Türkiye'de seçim mekanizmasının ne kadar bağımsız ve etkili kaldığı hala sorumluyken?
Macaristanlı felsefeci ve yazar Agnes Heller, 16 yıl bütün seçimleri kazanan "Orban Dönemini" anlatan kitap yazdı. Kitabının adını "Kısa ve Soğukkanlı Notlar" koydu.
Şunları yazıyor:
Devlet vardır.
Seçimler yapılır.
Meclis de çalışır.
Bildiğimiz "diktatörlük" düzeni değil ama "baskının, adam kayırmanın, yolsuzluk yapmanın, yeni yandaş zengin yaratmanın, kalemini iktidara satmış gazeteci çoğaltmanın ve bütün güçleri tek bir kişide toplamanın alışkanlığa dönüşmüş" halidir.
★★★
Evet seçimler düzenli yapılır ama sonuçları şaşırtıcı çıkmaz. İktidar, her seçimde şu hikayeleri uydurur: Macaristan tehlike altında. Dış güçler bizi yıkmak parçalamak için kapıya dayandı. İçimizdeki hainler, satılmışlar, maşa oldu. Ama iyi ki Macar halkını koruyan "Liderimiz, yol göstericimiz, reisimiz Victor Orban" var.
★★★
İktidar, "korku yönetimi" yarattı. Macaristan'da insanlar, "sus deme" gerekmeden "nerede susacaklarını" bilir oldular. 16 yılın sonunda "korkusunu ancak fısıldayarak" mırıldanan bir Macar ülkesi doğdu. "Söylemezsem daha iyi olur- Zaten söylemeye gerek yok- Durduk yerde başıma iş açmamayayım" diye düşünen insanlar ülkesi oldu. Bu yapıdan hep boyun eğme isteyen "yarı Tanrı lider" tipi doğdu.
★★★
Kurumlar yerinde kaldı.
Ama içleri boşaltıldı.
Mahkemeler var oldu.
Ama adalet yok edildi.
Basın yine yazdı. Ama kalemler satıldı. Öyle bir düzen kuruldu ki, tüm Macar halkı, genç, yaşlı, kadın, erkek, işçi, emekli, neyin söylenmemesi gerektiğini bilir oldu.
★★★
Klasik zorbalığa süslü, allı, pullu elbise giydirilmiş oldu. Macarlar, baskıyı dışarda değil kendi içlerinde taşır hale getirildiler. Söylenmesi gerektiğini yüksek sesle, herkes duysun diye söyleyenler ve yazanlar hapishaneyi boyladı, işinden atıldı, malına ve mülküne çöküldü.
Evet piyasa da var.
Adı değişmedi. Serbest piyasa söylemine devam edildi. Ama herkes için değil. Evet zenginlik de arttı. Ama yönü çizildi. Yeni zenginler yaratıldı. Kamu ihalelerini belli sayıda ve lidere teslim olmuş özel şirketler aldı. Yeteneğin, çalışkanlığın, verimli üretimin, fırsat eşitliğinin, gerçek rekabetin yerini lidere bağlılık gösterme aldı.
★★★
Macaristan'da yaşanan bu durum, diktatörlük değil. Tiranlık da değil. Firavunluk da değil. Ama özgürlük de değil.

4