Yeni bir tanımla tanıştık; "Dindar Geçinen Ahlaksız" diye bir kavram dilimize girdi. "Ahlaksız Dindar" etiketi söylenen, yapışan, yakışan bir kimlik oldu. Organize fon vurgunu yapan, onlara göz yuman, saklayan, gizleyenlerin nerdeyse tamamının ağızlarından Allah'ı ve Hz. Peygamberi eksik etmeyenler olduğu ortaya çıktı.
Herkes görüyor.
Gemi su alıyor.
Kaptan yalancı.
Zarlar hileli.
★★★
İşte 50 gündür isimleri, fotoğrafları, ilişkileri, şirketleriyle her gün gazete sayfaları ile TV ekranlarından izliyorsunuz. 24 yılda öylesine yeni tür ve tipte iktidar zenginleri peydahlandı ki; "gelir ve servet dağılımını haksız-hukuksuz bozan bir ekonomik yapı peydahlandı" ve sonunda bugün yaşanan fon vurgunu doğdu. Bilerek, tasarlayarak, göz yumularak yapılan organize fon vurgununa kim geçit verdi, kimler birlikteydiler ve vurguncuyu kim, niçin koruyor
50 gün doldu.
Cevap bulunmadı.
İnadına gizleniyor.
★★★
Hepimiz; "ahlaksız iktidar siyasetçisi-ahlaksız iktidar bürokratı- ahlaksız iktidar işadamı" üçgeninde gerçekleşen bu organize soygunu kimlerin gizlediğini, sebepleriyle, kanıtlarıyla, elde ettikleri haksız-hukuksuz kazançlarıyla öğrenmeliydik ki; "ülkenin gelir ve servet dağılımının" nasıl bozulduğunu görüp anlayalım.
Emekliler yoksullaştı.
İşçiler yoksullaştı.
Memurlar yoksullaştı.
Çiftçiler de yoksullaştı.
86 milyonun 84 milyonu yoksullaştı. İktidar siyasetçisi, iktidar bürokratı, iktidar işadamı kolayca zenginleşti. Eski Orman Bakanlığı Yardımcısı da "TERA'nın likit fonuna 100 milyon lira" yatırmış; "Mesele 100 milyon değil, kandırılmış olmak" diye açıklama yaptı. Çıkarken ona haber vermemişler. Oysa o da iktidar siyasetçisi ve bürokratı! "100 milyon lira önemli değil" diyor. Bu lafı duyunca 86 milyon insanın 84 milyonu; "ben ne kadar fakir, ne kadar züğürt ve ne kadar çulsuzum" ezikliğine girdi. Bu laf karşısında Rahmi Koç bile kendini züğürt hissetmiştir!
★★★
Gerçeği görelim!
Fon vurgunu gelir ve servet dağılımı uçurumunun beslediği ekonomik zeminden doğdu. 1982 yılında yaşanan "banker krizinde" dönemin iktidar siyasetçileri ile iktidar bürokratları yoktu. Banker krizi patlayınca Maliye Bakanı Kaya Erdem ile Ekonomiden Sorumlu Bakan Yardımcısı Turgut Özal istifa ettiler. 2000-2001 yılında yaşanan "bankalar krizinde" de iktidar siyasetçileri ile iktidar bürokratları işbirliği yapmadılar. Bankalar krizi ispatlayınca Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp, BDDK Başkanı Zekeriya Temizel, istifa ettiler.
"Bugün yaşadığımız 2026 fon vurgununda ise" iktidar siyasetçileri ile iktidar bürokratları baş roldeler fakat bir tek bakan istifa etmedi. Bana göre Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın istifa etmesi ve halkın önüne sandığı getirmesi gerekirdi.

10