Kadro Doldurmanın Ötesinde Yurtdışında Kamu Diplomasisi

Türkiye, son yirmi yılda yumuşak güç unsurlarını küresel ölçekte yaygınlaştırmak amacıyla devasa bütçeli yapılar inşa etti. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yunus Emre Enstitüsü (YEE) ve Türkiye Maarif Vakfı (TMV) gibi kurumlar bugün Balkanlar'dan Afrika'nın derinliklerine, Orta Asya'dan Latin Amerika'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada milyarlarca liralık bütçeleri yönetiyor. Fakat sahada milyar liralık bütçelerle dönen bu çarkın arkasında, çok daha derin ve yapısal bir kriz gizli. İnsan kaynağının kalibresizliği, liyakat erozyonu ve en önemlisi insan israfı.1

Milyarlık Bütçeler ve Sahadaki İnsan Profili

2026 yılı kurumsal bütçe tahminleri ve mali raporları incelendiğinde kamunun bu yapılara ayırdığı kaynakların büyüklüğü net bir şekilde görülüyor. Örneğin, Türkiye Maarif Vakfı'nın 2026 yılı bütçe tahmini 7,6 milyar TL'nin üzerine çıkmış durumda ve dünya genelindeki toplam personel sayısı 8.800'ü aşmış vaziyette. TİKA'nın operasyonel bütçeleri ve Yunus Emre Enstitüsü'nün dünya genelindeki merkezlerinin harcamaları da bu devasa mali tabloyu tamamlıyor.

Ancak bu devasa bütçelerin sahada teslim edildiği insan kaynağı incelendiğinde karşımıza çıkan tablo oldukça düşündürücü. Sahaya gönderilen her 100 kişiden ancak 3 ya da 4 tanesi görevinin hakkını verebilecek nitelikte, vizyoner ve liyakat sahibi isimlerden oluşuyor. Geri kalan ezici çoğunluk ise ne yazık ki ahbap-çavuş ilişkileriyle, referans mektuplarıyla ya da siyasi akrabalık ağlarıyla o koltukları dolduran, gittikleri coğrafyanın kültürünü ve stratejik önemini kavrayamamış "kadro dolduruculardan" ibaret. Sahada gerçekten iş üretmek, Türkiye adına katma değer yaratmak isteyen az sayıdaki yetkin isim ise hem bu niteliksiz bürokrasinin çıkardığı engellerle savaşıyor hem de liyakatsiz çoğunluğun vizyonsuzluğu yüzünden yalnızlığa itiliyor.

"Geri Dönenler" Nerede

Bu kurumları yönetenlerin ve sahaya adam gönderen mekanizmaların başarısızlığını anlamak için bugüne kadar hep sahadaki somut başarısızlıklara bakıldı. Oysa en az saha kadar kritik, adeta bir turnusol kağıdı görevi gören bir başka veri var. Yurt dışı görev süresi bitip Türkiye'ye dönen isimlerin akıbeti. Normal şartlarda kamu diplomasisi kurumlarında birkaç yıl boyunca saha tecrübe edinmiş bir insanın ülkeye dönüşünde bir "insan kıymeti" olarak sisteme entegre edilmesi gerekir. Bu kişilerin edindikleri tecrübenin üzerine yeni bir tuğla koyarak Türkiye'de artı bir değer üretmesi beklenir.

Ancak gerçek veriler ve sahadan dönenlerin profili incelendiğinde durum tam tersidir. Görevini tamamlayıp Türkiye'ye dönen isimlerin neredeyse tamamı kurumsal hafızaya hiçbir katkı sunamadan eski pasif görevlerine dönmekte veya sistem içinde tamamen kaybolup gitmektedir. Uluslararası vizyon inşa edememiş, sahayı sadece bir "yurt dışı harcırahı" olarak görmüş bu isimler döndüklerinde Türkiye'nin entelektüel veya bürokratik sermayesine hiçbir artı değer ekleyememektedir. Sahaya 100 kişi gönderen bir yöneticiden, "Bu 100 kişiden geri dönenler bugün nerede, ülkemize ne kazandırdılar, neden hiçbiri bir uzman veya stratejist olamadı" sorusunun hesabı sorulmamaktadır.

"Adam İsrafı" Ekonomik İsraftan Daha Büyük

Büyükelçiliklerden Maarif okullarına, TİKA koordinatörlüklerinden Yunus Emre merkezlerine kadar uzanan bu insan kaynağı modeli, Türkiye'nin sadece ekonomik kaynaklarını heder etmekle kalmıyor; en tehlikeli israf türü olan "adam israfına" yol açıyor. Parayı yeniden kazanmak mümkündür ancak yanlış insanların elinde heba edilen yılların, kaybedilen bölgesel prestijin ve sahada yaratılan kötü imajın telafisi onlarca yıl almaktadır.

Eğer Türkiye, küresel ölçekteki yumuşak güç iddialarında samimiyse, acilen bütçelerin büyüklüğüyle övünmeyi bırakıp sahaya gönderdiği insanların kalibresini ölçmek zorundadır. Seçim süreçlerini şeffaf, liyakate dayalı ve sıkı performans kriterlerine bağlı hale getirmeyen bir sistem milyarlarca lirayı sahte başarı hikayeleriyle harcamaya ve geri dönüşünde koca bir hiç üreten "görünmez insanlar" ordusu yaratmaya devam edecektir.