Dün Cumhuriyet'in 103'üncü kuruluş yıldönümüydü.
Hiç düşündünüz mü
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 29 Ekim 1923'te büyük umutlarla ilan ettiği o metinden geriye ne kaldı
Bayrama eyvallah!
Tamam sevinelim, övünelim, her yeri bayraklarla donatalım...
Ama...
Kendimizi kandırmayı da bırakalım!
Bundan 103 yıl önce ilan edilen o çağdaş ilkeler, bugün uygulamada ne durumda
EGEMENLİK KİMDE
Örneğin, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesi...
Gerçi kağıt üstünde hala öyle yazıyor.
Ama uygulamada egemenlik; milletin değil, tek bir kişinin, lider odaklı siyasi yapıların ve parası olan muktedirlerin eline geçti. Millet, iradesini sadece beş yılda bir sandığa yansıtan figürana dönüştürüldü.
HALKIN KADERİ...
Örneğin, "Halkın kendi kaderini bizzat idare etmesi" ilkesi...
Kurucu irade, halkın kendi kendini yönetmesini hedeflemişti. Bugün ise tepeden inme kararlar, liyakatsiz atamalar ve millet iradesini yok sayan yönetim hamleleri yüzünden halk kendi kaderinin değil, önüne konulan zorunlulukların izleyicisi konumuna düştü.
DEVLETİN ŞEKLİ...
Örneğin, "Türkiye Devleti'nin hükümet şekli Cumhuriyet'tir" ilkesi...
Rejimin adı hala Cumhuriyet ancak kuvvetler ayrılığının yok edildiği, yargının siyasallaştığı, Meclis'in işlevsizleştirildiği bu yeni sistemde geriye kalan şey, sadece bir tabeladan ibaret.
PARTİLİ CUMHURBAŞKANI!
Örneğin, "Cumhurbaşkanı devletin reisidir ve Meclis tarafından seçilir" ilkesi...
29 Ekim 1923'te kabul edilen ilk metinde cumhurbaşkanlığı, tarafsız ve Meclis'in ortak iradesini temsil eden bir makamdı. Bugün ise cumhurbaşkanlığı, bir partinin genel başkanlığı ile birleşerek tarafsızlığını tamamen yitirdi. Tüm devlet mekanizmasını tek elde topladı.
LAİKLİK VİZYONU...
Örneğin, "Laiklik ve çağdaşlaşma" ilkesi...
Cumhuriyet'in ilan edildiği gün, din istismarına son vermek ve devleti akıl temelinde inşa etmek en büyük amaçtı. Bugün ise tarikatların devlet kadrolarına sızdığı, eğitimin dinselleştirildiği ve bilimin dışlandığı bir karanlığa doğru sürükleniyoruz.

13