Ayb kebir!

Aylardır özlük hakları için Ankara Güvenpark'ta eylem yapan "er gaziler" dün sabaha karşı 05.30'da, 500 polisin katıldığı bir "operasyonla" Bilkent'teki Gazi Rehabilitasyon Merkezi'ne götürüldü.

Müdahalenin ardından Güvenpark tamamen boşaltıldı, çevresine bariyerler konuldu.

Yani parka kelepçe vuruldu.

★★★

Gaziler öğleye doğru İçişleri Bakanlığı'na yürümek istedi; polis yine izin vermedi...

Bayılanlar oldu, dakikalarca ambulans gelmedi!

Sonuçta içlerinden biri, yürüyüş güzergahındaki bir köprüye çıkıp atlamaya kalkıştı; son anda engel olundu!

Geceye ise Gazi Erdem erçioğlu'nun isyanı damga vurdu:

"Bu ülkede adam gibi yaşayabilmek için gazi olmak değil, terörist olmak gerekiyormuş..."

★★★

Ne acıdır ki...

Şehit yakınlarına, gazisine...

Yani kendisi için evlatlarını kaybeden annelere ya da ölmeye hazır olan evlatlarına...

Bu kadar kör, sağır, dilsiz ve acımasız olan...

Ama onları bu hale getirenlere şefkatle kucak açan, cezalarını silmeye hazırlanan bir devletimiz var...

★★★

Bilirsiniz; Arapça sözcükler kullanmak hiç adetim değildir.

Ama öyle bir dönemdeyiz ki başımızdakiler Türkçe söylediğimiz hiçbir şeyi anlamıyor!

İşte; başlıkta o yüzden "büyük ayıp" anlamına gelen o sözleri kullandım...

Gerçekten ayb kebir!

Vallahi ar kebir!

Dediği yine oldu!

Dünkü yazımın "Kulak ekici" başlıklı bölümünde Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'dan söz etmiştim.

Beyefendinin ikide bir paylaştığı X mesajlarıyla durmadan birilerine "gözdağı" vermesini şaşkınlıkla izlediğimi belirtmiştim.

Önceki gün de Süleymancılar'a yönelik operasyona tepki gösteren Furkan Vakfı Başkanı Alparslan Kuytul'u tehdit etmiş ve "Senin de suyun yeterince ısındı Kuytul! Akıllanmamışsın, sıra sana da gelecek" diye parmak sallamıştı.