Trump-Putin desteği Orban'a neden yetmedi

Macaristan seçimlerinde Orban'ı yenen sadece muhalefet değil, AB'nin ABD ve Rusya karşısında hâlâ güçlü olduğunu hatırlatan küresel bir mesaj mı verildi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Macaristan seçimlerini Washington-Brüksel çatışmasının bir yansıması olarak görüyor ve Orban'ın yenilgisinin AB'nin küresel siyasetteki gücünü yeniden kanıtladığını savunuyor. Ancak yeni Başbakan Peter Magyar'ın Rusya'yı kızdırmamak için enerji güvenliğini feda etmesi gerekebileceğini de sorguluyor. Gerçekten Avrupa seçilmiş mi, yoksa sadece ABD'nin bölgedeki nüfuzu AB karşısında geçici bir avantaj mı kazandı?

Macaristan'da geçtiğimiz hafta yapılan seçimler tüm dünyanın gündemindeydi. Bu denli yoğun dikkatin elbette bir takım sebepleri vardı. Her şeyden önce şunu belirtmekte fayda var; Macaristan'da olanlar sadece bir seçim değildi, aslında çok kutuplu bir olaylar zincirinin sonuçlarıydı.

Seçimleri kaybeden ve 2010 yılından bu yana iktidarda olan Viktor Orban, uluslararası arenada etkili olmayı hedefleyen ve özellikle küresel liderlerle her zaman iyi ilişkiler kurmaya çalışan bir isimdi.

Orban'ın bu politikaları sebebiyle Macaristan aslında birçok politik cephenin kıyasıya mücadele alanına dönüşmüş durumdaydı. Öyle ki Viktor Orban son yıllarda adeta hem Moskova hem de Washington ile aynı anda dostluk kurabilmiş nadir liderlerden biriydi. Vladimir Putin ve Donald Trump ile yakın ilişkileri sayesinde bu seçimlerde her ikisinden de kendisine önemli destek geldi.

Viktor Orban ayrıca Siyonist İsrail'in Başbakanı Gazze soykırımcısı Binyamin Netanyahu ile de çok yakın ilişkilere sahipti ve her zaman ona olan desteğini dile getirmişti. Netanyahu da son seçimlere kadar Orban'ın yanında duruyordu. Tüm bu bağlar Orban'ı güçlendirse de aynı zamanda hasımlar da kazandırıyordu. Özellikle Avrupa Birliği ile gittikçe gerginleşen ilişkileri dikkatlerden kaçmıyordu.

Aslında Orban'ın tüm bu küresel güçlerle ilişkileri, Avrupa Birliği içindeki güç çekişmesinin bir yansımasıydı. İşte tüm bu sebeplerden dolayı rahatlıkla söyleyebiliriz ki, Macaristan'da sadece Orban yarışmadı; aynı zamanda Washington ile Brüksel de dolaylı olarak karşı karşıya geldi.

Son yıllarda Brüksel ile Washington arasındaki yorum ve uygulama farklılıkları dikkat çekiyordu. Özellikle Ukrayna savaşının başlamasının ardından ve ABD'de Joe Biden yerine Donald Trump'ın yeniden iktidara gelmesiyle bu ilişkiler daha da gerilmeye başladı.

Trump'ın "Avrupa'nın kendi başının çaresine bakması" yönündeki söylemleri ve NATO içinde Avrupa'ya daha fazla savunma harcaması yapma baskısı, Brüksel ile Washington arasındaki en temel sorunlardan birisi oldu. Bir diğer önemli faktör ise Ukrayna savaşıydı. Trump'ın Moskova ile doğrudan görüşmeler yürütmesi, Avrupa Birliği ülkelerinin bu sürecin dışında bırakılması ve ikinci dereceden aktör gibi görülmeleri, Avrupa'da ciddi rahatsızlık doğurdu. Bu nedenle Avrupa ülkelerinin ABD ile ilişkilerinde kriz üzerine kriz çıktı.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken Macaristan ise Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen dış politikasını ABD ve Rusya'ya daha yakın bir çizgide sürdürmeye devam etti. Rusya ile doğalgaz akışı konusunda görüşmelerini ve anlaşmalarını devam ettirdi. Trump'tan övgü alırken dış politikasını da bu doğrultuda şekillendirdi.

Bu durum AB'yi rahatsız etti ve AB ile Macaristan ilişkileri gerildi. AB 2022 yılından bu yana Macaristan'a fiili yaptırımlar uygulamaya başladı. Yaklaşık 50 milyar dolarlık aktarılması gereken fon dondurulmuştu. Ayrıca göçmen politikalarına karşı çıktığı için Macaristan'a günlük yaklaşık 1 milyon Euro civarında ceza kesiliyordu.