Yoğurt ve ABD'nin farkı nedir

Avrupa kadar ABD'de de popüler bir 'yoğurt şakası' var...

Sosyal medyada karşınıza çıkmış olabilir;

"Amerika ile yoğurt arasındaki fark nedir"

"Yoğurdu 200 yıl kendi haline bırakırsanız bir kültür geliştirir."

Avrupalıların Amerikalıların kültürsüzlüğünü alay konusu yapması bana bir Türk atasözünü hatırlattı:

"Müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış."

Güncel durumda elinden birşey gelmeyen, eski başarılarına, atalarının başarılarına sığınır.

Ama faydasız...

Atışma eğlenceli.

Ama önemli olan bu şakanın ne zaman ortaya çıktığı.

Şakayı duyunca herkesin aklına Trump geliyor.

Ama...

Arama motorlarına göre, bu şakanın internet kayıtlarına geçmeye başlaması 2010'ların başına gidiyor.

Avrupalıların gayet kültürlü ve liberal demokrat bulduğu, daha başkan olmadan peşin peşin Nobel Barış Ödülü verdiği Barack Obama başkandı (2009-17)...

Mizah zekasının siyasi zekadan ve analizlerden farkı böyle birşeydir.

Doğaldır, insanın en temel karakterinden bütün çıplaklığıyla ortaya çıkar.

Ve insanların, toplumların en temel karakterlerine dayalı şakalar üretir...

'...mış gibi' görünenleri ifşa eder...

Avrupalılar, kendilerini ezmeye başlayan Amerikalılarla güç mücadelesini kaybedince 'kültürsüz' diye alay ederek "kültür geliştirmiş" olmakla övünür.

Amerikalıların pek umrunda değildir; aynı şakayı kendi aralarında 'soğuk şaka' olarak kullanır; "Tamam da para bende" rahatlığı geliştirmiştir.

Bence bundan bize de bir pay düşer.

Yoğurdun mucidi olarak...

Kast ettiğim şey, bugün o popüler şakaya "Ama yoğurdu biz icat ettik" diye katılmaya kalkışmak değil. Bu, Avrupalılar gibi 'müflis tüccar'lıktan başka bir şey olmaz.

Oraya geleceğim.

Ama önce hikayesini hatırlatayım:

Yoğurt kelimesi, Türkçe 'yoğurmak, yoğunlaştırmak' fiilinden türemiş, 1000 yılından önce Uygurca metinlerde yer alan (Nişanyan), Kaşgarlı Mahmut'un Divan-ı Lugati-t Türk'ünde yer alan (1073) bir kelime.

Yapay zekanın dijital kayıtlardan çıkardığı bilgilere göre, 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman'ın ünlü mektubuna muhatap olan Fransa Kralı I. Fransuva'ya sindirim sorunlarına karşı şifa niyetine gönderilince Avrupa tarafından tanınmış.

Türkler faydasını biliyormuş ama 'neden faydalı olduğunu' 1908'de Nobel ödülü alan Rus bilimadamı İlya Meçnikov olmuş.

Ama bu işten para kazanılacağını 1919'da İspanya'da Isaac Carasso, yani bugün Danone markasıyla bildiğimiz sanayici keşfetmiş.

Yani Türkler icat etti ve ne işe yaradığını keşfetti, Ruslar 'neden' işe yaradığını araştırdı, Avrupalılar geliştirip ticarileştirdi, Amerikalılar kullandı.

Kültür ile şakalaştırılması sadece kelime oyunu değil, gelişimleri benzer bir çizgiyi izliyor.

Doğu oluşturur, Avrupa geliştirir, Amerika kullanılır...

Tamam, bir akademik bakış değil.

Öyle bir iddiam da yok.

Mizahi bir bakış diyebilirsiniz.

Kast ettiğim şu; ürettiği değerlere sahip çıkmak -isterse yoğurt kültürü olsun- önemlidir.

Ama bu değerleri geliştirmek, daha da önemlisi bu değerleri üreten aklı ve kabiliyeti sürdürmek her şeyden daha önemlidir.

Türkler asker millettir...

Ne icat etmiştir

Yay, top, İHA...

Her birinin arasında yüzlerce yıl var!

Sonra...

Avrupa geliştirmiş, Amerika kullanmıştır...

Övünelim...

Ama övündüğümüz şeyler üzerinde çalışalım ki kendimizin ve başkalarının güvenliğini sağlayabilelim.

Eski alacaklar yeni borçları ödemez...

Bertelsmann Türkiye'yi otoriter bulmuş!
Alman Bertelsmann Vakfı, Türkiye'yi 'otokratik yönetilen ülkeler' arasında saymış.
Ciddiye alırsanız, kriterler, raporlamada esas alınan veriler ve veri kaynakları ile değerlendirilen ülkelerin dürüst ve hakkaniyetli belirlenmiş olduğunu varsaymak gerekiyor.
Ama daha Bertelsmann adını internette aradığınızda 'dürüstlük' varsayımından uzaklaşıyorsunuz!
1835'te kurucusu olan Carl Bertelsmann'ın adını taşıyan şirket, aşırı dindar bir Protestan cemaati (Pietist) adına dini kitaplar yayınlayan matbaa olarak kurulmuş.