Geçen hafta İstanbul'da, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM) gerçekleştirildi.
Zirveye yaklaşık 40 ülkeden 11'i bakan düzeyinde 159 üst düzey isim, uluslararası kuruluşların temsilcileri ve dünyanın dört bir yanından gelen iletişim uzmanları, diplomatlar, akademisyenler ve medya profesyonelleri katıldı.
Bu yılın teması, "Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı"ydı.***İletişim Başkanı Prof. Burhanettin Duran, açılış konuşmasında iki önemli vurgu yaptı:
- İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzen çöktü.
- Bu çöküşün getirdiği krizler 'bilgiyi ve gerçeği çarpıtan anlatılar' ile derinleştiriliyor.
Duran, örnekleriyle bu iki başlığı şöyle açtı:
- Batı dünyası 'bir daha asla'
dedikleri soykırımları artık canlı yayında izliyor, güç kullanarak toprak kazanma girişimleri pervasızca sürüyor. Bu çifte standardı sistematik biçimde uygulayan ülkeler, hem 'iddia ettikleri' ahlaki üstünlüğü yitiriyor hem de k
endi ülkelerinde İslam karşıtı ve ırkçı söylemleri sıradanlaştırarak çelişkilerini derinleştiriyorlar.
(Örnekleri her gün gazete ve televizyonlarda yayınlanıyor; İsrail'in Gazze'deki soykırımı, Filistin ve Lübnan'daki işgalleri, ABD'nin neredeyse dünyanın her yerinden toprak talepleri!..)
- Batı ana akım medyası, hakikati gizleyen, saldırganlığı perdeleyen ve tek taraflı anlatılar üreten bir çizgi takip ediyor. Çocukların katledilmesi görmezden gelinirken, çarpıtılmış anlatılar üzerinden yeni bir algı zemini inşa edilmeye çalışılıyor. Bu, yalnızca siyasi bir başarısızlık değil, aynı zamanda derin bir ahlaki çöküştür.
- Yapay zeka, algoritmalar ve dijital manipülasyon araçları, gerçekliği çarpıtarak bambaşka biçimlerde algılanmasına neden oluyor. Bu yıkıcı dezenformasyon çağında sadece bilgi değil hakikat de sistematik biçimde aşındırılıyor ve yeniden şekillendiriliyor.***Duran, kurallara dayalı uluslararası sistemin çöküşüne dair Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM kürsüsünden yıllardır dile getirdiği uyarı ve önerileri; onun liderliğinde Türkiye'nin 'arabulucu ve barış yapıcı' bir aktör olarak öne çıkışını hatırlatarak, dezenformasyona karşı da aynı politikayı izlediklerine işaret etti.
STRATCOM'un bizatihi kendisi de bunun bir örneği.
Duran, bilgi ve iletişim alanında da bir çöküşe gidiş tehlikesine işaret ederken, "Sadece devletlerin değil; küresel teknoloji şirketlerinin de manipülatif ve provokatif içeriklerin yayılmasına zemin hazırladığını; yeni tehditlerin artık ülkeleri mermilerle değil, manipülasyonla hedef aldığını" vurguladı.
Dezenformasyon bir iletişim sorunu değil bir güvenlik tehdidi olduğunu vurgulayan Duran, buna karşı yeni güvenlik mimarisinde hakikatin korunmasının fiziki sınırların korunması kadar kritik bir olduğu uyarısını yaptı.
Duran, krizleri derinleştiren dezenformasyona karşı iletişim alanında oluşturulacak hakikate dayalı adil bir yapılanmanın, küresel barışın, güvenin ve istikrarın yeniden inşasında en güçlü teminat olacağına dikkati çekti.***Hakikatin korunmasında Türkiye deneyimini anlatan Duran, 2022'de kurulan Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin Türkiye ve dünyada yayılan binlerce yanıltıcı içeriği tespit ederek doğru bilgiyi ortaya koyduğunu belirtti.
Duran, Türkiye'nin, "doğru, teyit edilmiş ve güvenilir bilginin esas alındığı bir iletişim ekosistemi inşa etmeyi hedeflediğini" belirterek, küresel ölçekte "dezenformasyonla mücadelede uygulanabilir bir etik çerçevenin belirlenmesi" çağrısı yaptı.***Bu sözler ve Zirve boyunca yapılan tartışmalarda ortaya konulan tespit ve öneriler, İyi Niyet Bildirisi ile özetlendi. Bildiride iki önemli nokta, 'eylem' çağrısı ve önerisi olan maddelerdi.
Özetleyerek alıntılıyorum:
"Bilgi, ulusal ve küresel güvenliğin temel unsurlarından biridir. İletişim, hakikati dezenformasyondan ayırt eden ve ulusal güvenliği güçlendiren stratejik bir savunma hattıdır."
"Yeni iletişim teknolojileri dezenformasyonu daha ikna edici ve daha zor tespit edilebilir hale getiriyor. Buna karşı algoritmik şeffaflık ve etik amaç ilkesi hayata geçirilmeli. Halkların manipülasyona karşı, devletler, uluslararası kuruluşlar, medya, akademi, teknoloji şirketleri ve sivil toplum arasında hakikat temelli bir iletişim düzeni kurulmalıdır."

3