SDG kaybetti, Kürtler kazandı

ABD Suriye'den çekiliyor, DEAŞ'la mücadele artık Suriye devletinin de katılımıyla devletler koalisyonuyla yürütülecek, SDG gibi örgütlere ihtiyaç kalmadı..."
Bunlar Türkiye'nin 15 yıldır ortaklarıyla paylaştığı ama kabul ettiremediği vizyondu. Türkiye'nin sahada terör örgütünün yaratmaya çalıştığı gerçekliğe izin vermemesi, Suriye devletinin halk devrimi ile yeni bir yönetime kavuşması ABD'nin vizyonunu da bu yönde değiştirdi.
RİSKLER, SORULAR
Bu süreçte de ciddi risklerin olduğu daha baştan ortaya çıktı:
SGD'yi gerçekte kim yönetiyor
Entegrasyona direnen SDG güçleri ile Suriye ordusunun çatışmaları durur mu, büyür mü
ABD'ye rağmen, entegrasyonu engellemeye yönelik dış destek hangi ülkelerden geliyor
Güvenlik kaynaklarından gelen bilgiler, açık kaynaklardan elde edilen bilgilerin arka planını netleştiriyor.
Yukarıdaki soruların cevaplarını bu verilere dayanarak kısaca özetleyeyim:
ŞARA, GÜVEN ADIMLARI ATTI
PYD ve Mazlum Abdi entegrasyon konusunda Şam'la uzlaştı. ABD Elçisi Tom Barrack, önceki gün Erbil'de PYD-YPG tarafıyla görüştü, sonra Şam'a geçti. Mazlum'dan isim önerileri istedi. O isimler Türkiye'ye de iletilecek, değerlendirilecek. Savunma Bakanı Yardımcılığı, Haseke Valiliği gibi isimler olacak bunlar. Cumhurbaşkanı Ahmet Şara Kurucu Meclis'e de temsilci olarak isim istemişti. Şara'nın başkanlık yetkisini ilk ve tek Kürtler için kullanması önemli bir iyi niyet gösterisi. Kürtler için Esed döneminde olmayan bütün hakları tanıyan özel kararname çıkarmasını da unutmamak lazım. Mazlum Abdi de artık bundan sonra entegrasyondan geri adım atamaz.
Sonuçta şu söylenebilir: SDG kaybetti ama Kürtler kazandı.
ABD VERDİ, ABD ALDI
DEAŞ'la mücadelenin resmi muhatabı artık Suriye devleti. Mücadele devletler tarafından yapılacak. Suriye güç kazanacak.
SDG'nin bu son ateşkesi uzatmaması lazım. Uzatırlarsa Şam ordusu oralara girer. Net.
Sonuçta ABD verdi, ABD aldı.
KAÇARKEN BİLE ÖLDÜRDÜLER
Suriye ordusu sivil halka hassas, silahlı SDG'lilere ise orantılı davrandı. Kaçanların peşinden gitmedi. Kimsenin "Suriye ordusu katliam yaptı" diyecek bahanesi yok.
Ama SDG, geçtiği her yerde öldürdü, kaçtıktan sonra bile öldürmeye devam etti. Türkmen Taburu, Süleyman Şah Türbesi'ne girdiğinde, el yapımı patlayıcılar yüzünden on şehit verdi. Yani bırakıp gittiğiniz yerde insanları öldürmeye neden devam ediyorsunuz
Ön almak için 'katliam var' söylentileri yayıyorlar. Bölgede her yeri biliyoruz hiç öyle bir şey yok. Sonra "Elektrik, su kesiliyor, gıda kıtlığı var" demeye başladılar. Zaten Suriye'de ne kadar düzenli elektrik var bu ayrı bir konu. Ama dedikleri de gerçek değil.
ABD, ÜRDÜN'E ÇEKİLİYOR
ABD Suriye'den çıkıyor. Sadece bir irtibat noktası kalabilir. Diğer güçler Ürdün'e çekilecek.
TERK EDİLME DUYGUSU HASSAS
Kürtlerin sahipsiz bırakılma duygusunu anlamak gerek. ABD, İsrail ve Fransa'ya çok güvendiler. Hatta Almanya'ya. Şimdi bu duyguyu yaşamaları anlaşılır bir şey. Bütün Kürtleri kucaklayan bir üslup belirlemek lazım. Kızmakla olmaz yönetmek gerekir. Cumhurbaşkanı'nın konuşması önemliydi bu bakımdan. "Kendinize Türkiye'den başka hami aramayın" vurgusu önemliydi. Suriye'deki gelişmeler Türkiye'yi etkileyecekTerörsüz Türkiye süreci bundan sonra daha iyi bir düzlemde devam eder. Bugüne kadar "PKK silah bıraksın ama Suriye'de özel durum var, orada bırakılamaz" diyorlardı. Artık bu özel durum ortadan kalktı. Komisyon raporu da daha rahat hazırlanır, yasal öneriler de daha rahat dile getirilebilir.
TBMM raporu da bu ay biter, iyi bir yol haritası olur. Eve dönüş yasası da çok gecikmez.
Burada iki önemli konu var.
Birincisi, önce silahın tamamen bırakıldığının tespit edilmesi, sonra yasa çıkarmak mı; yoksa önce yasayı çıkarmak mı
Bütün örnekler ikincisinin daha doğru olacağı yönünde.
İkinci konu ise Öcalan için umut hakkı konusu. Bunun gündeme gelmemesi lazım, kamuoyu kabul etmez. Öcalan'ın da böyle bir beklentisi yok. Onu rahatlatacak adımlar zaten atılıyor. Öcalan'ın TBMM Komisyonu'nu ziyaretinde dile getirdiği iletişim imkanları, ziyaretçi kabulü, mekansal ihtiyaçlar gibi konular bunların içerisinde.