Baykar'ın kurucusu Özdemir Bayraktar'ın, tanıkların ağzından anlatılan hayat hikayesi, "Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti" adıyla belgesel film olarak yayınlandı.
Bir adamın, önce tek başına sonra ailesiyle birlikte verdiği mücadelenin 'devlet' boyutundaki 'rağmen'lere karşı başarısının destansı hikayesi...
Baykar Teknoloji Kampüsü'ndeki ilk gösterimi izleyen 500'ü aşkın davetli arasında gözlerini silmeyen var idiyse bile ben göremedim.***Bugün 50'li yaşların üzerinde olan kuşak, Nuri Killigil (1890-1949, Nuri Demirağ (1886-1957), Şakir Zümre (1885-1966), Vecihi Hürkuş (1896-1969) gibi savunma ve havacılık girişimcilerinin hikayelerine hayıflanarak büyüdü.
Suikaste uğradılar, sabote edildiler, engellendiler...
1956'da ilk yerli motor girişimi olan Gümüş Motor (Pancar Motor diye bilinir), Türkiye'nin ithal motor cenneti olacağı sonraki 50 yılda başarıyla batırıldı.
1960 darbecileri, halk nezdinde itibar kazanmak için bile olsa, otomobil yapmaya girişti; adını Devrim koymalarına rağmen ilk sorunda arkasında durma devrimciliğini gösteremediler, devirdiler...
Vecihi Hürkuş, Yeşilçam filminde 'sakar aşık' rolüne büründürüldü, Devrim otomobili 'ilk turda yolda kalan külüstür', Gümüş Motor 'irticacıların hayali' (İlk genel müdürü Necmettin Erbakan'dı) olarak etiketlendi, itibarsızlaştırıldı.
TOGG, 'çalıntı, fabrika yok, İtalya'dan alındı' diye karalandı.
KAAN, 'parçası kalorifer peteğine benziyor, süpürge sapıyla açılıyor' zekasıyla küçümsenmeye çalışıldı.
Bayraktar İHA'lar için ise çok yönlü durdurma çabaları oldu: Geliştirme aşamasında engeller çıkarmak, geciktirmek ve mali zorluğa sürüklemek; 'yabancı ortaklık' teklifiyle 'kurtarıcı' gibi yaklaşarak ele geçirmek.
Bu ikisi başarılamayınca, 'kayırılan şirket' damgası vurdular ve muhalif siyasetçilere 'ona da dokunacağız' dedirttiler!***Bu ülkede milli girişimleri sabote edenler ve işbirlikçileri hep oldu.
Milli iktidarlara darbe yapan ve iktidarı dışarıda arayanlar da hep oldu.
Ama son tahlilde, Killigil, Demirağ, Zümre, Hürkuş, Devrim, Pancar Motor için; darbelerle asılan, itilip kakılan seçilmişleri için hayıflanan kuşak, artık bir daha hayıflanmamak üzere, makus talihi değiştirmeyi başardı.
Hayıflanmanın gözyaşları, yerini gururlanmanın gözyaşlarına bıraktı.
Salonda, 'Sevda Kuşun Kanadında' şarkısı yankılanan Cem Karaca'nın 'Resimdeki Gözyaşları' melodisi belirdi kulağımda.
'Teselli'den umuda dönüşen Türkiye'nin resmini yaşasaydı ve görseydi... Akıncı ruhu ve ruh ikizliğiPekçok kişi, Özdemir Bayraktar'ın hayatını 'ilham verici' diye niteliyor.
Doğru.
Ben, ilhamların ilk sırasına 'akıncı ruhu'nu ve bu ruhun benzer ruhları er ya da geç buluşturma ve büyütme gücünü koyuyorum...
Bayraktar, tek başına çıktığı yolda, eşi, kardeşi, yetiştirdiği çocukları ve mücadelesine tanık olanlar üzerinde bıraktığı etkiyle akıncı ruhunu genişletti.
Belgeselde anlatılan iki anıda, iki adamın, iki ayrı olayda sanki aynı kişiymiş gibi davranışı tek başına ilham kaynağı.***Özdemir Bayraktar'ın arkadaşı Ekber Onuk, uçak mühendisi, ünlü Anadol otomobilin spor modeli STC-16 tasarım ekibinin bir üyesi ve bugün askeri deniz araçları üreticisi bir sanayici.
Onuk anlatıyor:
"Haluk'la beraber içeri girdiler. Özdemir dedi ki, 'biz uçak yapacağız, senden kompozit malzeme alabilir miyiz' Ben 'Benden hiçbir şey satın alamazsınız' dedim. Haluk'un suratı asıldı. 'Ne istiyorsanız söyleyeceksiniz, ben bunları temin edeceğim, satın almak diye birşey söz konusu değil' diye devam ettim."
O konuşmanın muhatabı Özdemir Bayraktar da, karakoldan telefon açıp, "Askerlerle aramızda para topladık, bir Mini İHA almak istiyoruz" diyen subaya, şu cevabı verecekti: "Parayı falan bir tarafa bırak. Siz şunu yapacaksınız: Bizi çağıracaksınız, 'gelin Mini İHA ile bize sunum yapın' diyeceksiniz. Biz de geleceğiz, bize diyeceksiniz ki, 'biz bunları millileştirdik, bunlara el koyduk.' Sonra bizi sepetleyeceksiniz."

9