İngiltere Başbakanı Andy Burnham ve Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, geçen hafta bir araya geldi. Burnham, "Rusya'nın, ülkelerindeki seçimlere, yanlış bilgi ve dezenformasyonla müdahale ettiğinden" söz etti, "aynı müdahalenin Almanya'ya da yapıldığını" söyledi.
Eski başbakanlar da benzer açıklamaları yaptılar. Örneğin 2017'de Theresa May, "Batı'da ayrılık yaratmak ve kurumlarımızı zayıflatmak amacıyla, devlet kontrolündeki medya kuruluşlarını yalan haberler ve Photoshop'la değiştirilmiş görüntüler yaymak için kullanıyor" demişti.
2020'de Dışişleri Bakanı Dominic Raab, sadece yalan haberle değil, "devlet belgelerini hukuksuz elde edip internette yayınlayarak 2019 seçimine müdahale etmekle" suçladı Rusya'yı.
Almanya'da da 2016'da Başbakan Angela Merkel, "Rusya kaynaklı internet saldırılarıyla veya yanlış bilgi yayan haberlerle uğraşıyoruz" demişti.
2024'te İçişleri Bakanı Nancy Feaser, "Putin rejiminin demokrasimize duyulan güveni sarsmak, öfke körüklemek ve kamuoyunu manipüle etmek için" yalan haber ve dezenformasyon yaydığını söylemişti.
Avrupa Birliği de kurumsal olarak benzer açıklamaları yaptı. Eski AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, "AB bilgi alanını yanıltıcı içerikle doldurmakla" suçladı Rusya'yı ve bunu "tehdit" olarak niteledi.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, muhalefetteki AfD partisi adaylarını "Rusya'nın cebindeler" diye suçladı.
***
Yöntemi özetleyelim: Yalan haber üretmek veya bir haberi yanıltıcı olacak şekilde çarpıtmak ya da yasadışı elde edilmiş gizli devlet belgelerini sızdırmak, bunları sosyal medyada yaymak, siyasetçi ve gazeteciler üzerinden 'ciddiye alınır' hale getirmek, böylece halkı öfkelendirmek veya öfkesini tetiklemek, yönlendirmek, halk arasında ayrılık yaratmak, devlet kurumlarını yıpratmak ve zayıflatmak; bunu da özellikle seçim öncelerinde yoğunlaştırmak...
Avrupalılar 'kanıt' açıklamıyor, "neredeyse kesin" diyor, yani daha çok istihbarat verisi ve analizine dayanıyorlar.
***
Ben bunları okuduğumda;
BBC'nin, Deutsche Welle'nin, Türkiye'nin terörle mücadelesi, FETÖ ile mücadelesi, Suriye'deki sınır ötesi harekatları, Suriyeli Afgan sığınmacılar, ekonomik sorunlar, yüzyılın depremiyle yıkılmışken yaptıkları ve net 'yalanlanmış' haberlerini hatırladım.
Adına Suriye İnsan Hakları Gözlemevi dedikleri tek kişilik sözde STK'ya ya da YPG militanı sözde hastane görevlisine söyletip yayınladıkları haberler...
Editörlerinin bile "Külliyede altın asansörler var" diye kadar yalanı sıradanlaştırdığı zamanlar...
Liste hayli uzun.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, yazık ki bu yalanlamaların kaynak ülkeler, kaynak ve yayımcı kuruluşlarının istatistiğini çıkarmamış. Yeni dezenformasyon düzeltmelerini de isim vermeden yayınlıyor. O yalanları zamanında görmeyenler, ancak Google görsellerden tek tek arayınca yalan haberleri ve doğrusunu görebiliyorlar. Arşivlerini, bu konuyu araştıran akademisyenlere açmalılar. Tarihe bu netliği kaydetmek, 'neredeyse kesin' değil, 'bilimsel olarak kesin' hale getirmek Türkiye'nin hakkını savunmak için gerekli.
***
Bunlar, 'devlet medyasının' dezenformasyonları..
Bir de 'devlet korumasında' dezenformasyon medyası var...
2018'de İngiltere'de firari FETÖ'cülerin de içinde bulunduğu, 'bağımsız araştırmacı gazetecilik' iddiasıyla The Investigative Journal (TIJ) kuruldu. Ancak bir yıl içinde Yayın Yönetmeni Jane Cahane, "Beni yanılttılar, sadece Türkiye ve Katar aleyhine propaganda yürütüyoruz"

2