Para da güvenlik için yeterli değil

Avrupa Birliği Komisyonu'nun savunma ve uzaydan sorumlu üyesi Andrius Kubilius, AB'nin savunma tablosunu NATO üyesi parlamenterlere anlatırken, "Savunma harcamalarını artırıyoruz ama üretimi istediğimiz hızda artıramıyoruz. Rusya bizden çok daha fazla üretim yapıyor" itirafında bulundu.

Kubilius, NATO üyesi ülkelerin parlamentolarına "AB'de tek bir savunma pazarı oluşturma mücadelesinden" bahsetti; "NATO dünyanın en büyük ve en başarılı askeri ittifakıdır. AB de en büyük ve en başarılı ortak pazardır. Birlikte hareket ederek Rusya'dan daha fazla üretim yapabilir, Rusya'yı caydırabiliriz" dedi.

***

Ama...

Toplantıya katılanlar arasında AB üyesi olmayan NATO üyesi Türkiye'nin olduğunu gözünden kaçırdı.

AB'nin Türkiye konusundaki politikaları hem gerçekçi değil, hem tutarsız.

Bu da her AB yetkilisinin konuşmalarına yansıyor.

***

AB'nin Avrupa İçin Güvenlik Eylemi/Security Action for Europe (SAFE) programı, 'birlikte hareket etmeyi' getiriyor ama sadece AB içinde, NATO içinde değil!

AB'nin 2030 yılına kadar 800 milyar euro'yu bulacak, belki de aşacak bir askeri kaynak yaratmayı hedeflediği daha geniş kapsamlı Hazırlık/Readiness 2030 stratejisinin ilk adımı olan SAFE için 150 milyar euro bütçe ayrıldı. Ama sadece AB üyeleri için, Türkiye hariç!..

Düşük faizli, uzun vadeli ucuz finansal kaynaklar AB üyesi ülkelere dağıtılacak.

Üstelik, Türkiye'nin AB üyesi ülkelere göre çok daha ekonomik ve çok daha nitelikli geliştirdiği ürünler için harcanacak bu bütçe; İHA, topçu sistemleri ve top mühimmatları, füzeler, elektronik harp araçları ve askeri lojistik gibi...

AB, Türkiye'yi hala SAFE'de 'kenardan tedarikçi' konumunda tutmaya çabalıyor. Fonları AB üyeleri alacak, tedarikin en çok yüzde 35'ini Türkiye'den 'yapabilecek'...

Ona da Yunanistan ve Türkiye'nin tanımadığı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi 'onay' verirse...

***

Kubilius'un dediği gibi "büyük paralar harcanacak ama aynı büyüklükte üretim gerçekleşmeyecek..."

Onun gibi AB 'liderleri' de, "para AB'de kalsın ama tüm NATO üyeleri satın alsın, Türkiye de kenarda dursun" gibi bir politik zeka düzeyini korumaya devam edecekler!

Ya da etmeyecekler.

***

Kendilerine bir kapı açtılar.

AB içinde tüm üyelerin 'oybirliği' ile karar alma kuralını değiştiriyorlar, artık çoğunluk oyuyla karar alabilecekler.

Bakalım bu kural değişikliği, Yunanistan ve Rum Yönetimi engelini bahane olarak kullanmayı da sona erdirecek mi

Avrupa mecbur kalmadığını yapmaz, yaptığını da 'lütuf' ve 'ödüllendirme' olarak kabul ettirmek ister.