Körfez'in çıkış yolu Türkiye, her anlamda...

Körfez ülkeleri ABD'ye trilyon dolar ödedikleri halde İran füzeleri topraklarına düştüğünde yalnız kaldılar—ABD'nin güvenlik garantisi gerçekten ne kadar güvenilir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, 2026 ABD-İran savaşında Körfez ülkelerinin ABD ve İsrail'e olan bağımlılığının ve bölgesel işbirliğinin eksikliğinin onları savunmasız bıraktığını iddia ediyor. Bu durum, Körfez liderlerinin İsrail ile anlaşmalar yaparken Türkiye'yi uzak tutmalarının sonucu olduğuna dikkat çekerek, Türkiye, Pakistan ve bölgesel komşularla yakınlaşmanın tek çözüm olduğunu savunuyor. Ancak, Körfez ülkelerinin bu yeni politika değişikliğinin samimi mi yoksa zorunlu mı olduğu, ve uzun vadede İran'la dengeli bir ilişki kurup kuramayacakları hala belirsiz değil mi?

ABD ve İsrail'in 28 Şubat 2026'da İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşta, İsrail'den çok Körfez ülkeleri S. Arabistan, BAE, Kuveyt, Katar ve Umman saldırıya uğradı.
İran'ın bu ülkeleri hedef almasının nedenleri açıktı:
Yakın mesafedeydiler, hava savunma sistemleri zayıftı ve ABD hava savunma sistemleri hepsine birden yetişemezdi.
Kısa menzilli füzelerin, İHA ve donların hem stokları yüksekti hem de üretimleri hızlı ve düşük maliyetliydi.
Körfez'den petrol sevkiyatının riske girmesi, hem Körfez ülkelerini hem de Avrupa ve dünyanın kalanı üzerinde etkili olacaktı.
İsrail ise sayıca az, pahalı ama uzun menzilli, güçlü ve hızlı füzelerle vurularak savunma sistemi delinecekti.
Kısaca, ucuz, hızlı ve etkin bir saldırı stratejisi...
İran açısından başarılı da oldu.***Körfez ülkelerinde sadece ekonomik etki yaratmadı ya da İran'a karşı tepki yaratmadı; aynı zamanda 'savunma ve güvenlik anlaşmalarını' da sorgulamalarına neden oldu.
5 Körfez ülkesi, son 9 yılda çoğu iki Trump döneminde olmak üzere, toplam 1 trilyon 265 milyar dolarlık savunma ve işbirliği anlaşmaları yaptılar ABD ile...
Teknoloji, lojistik, ticaret vb gibi savunma dışı anlaşmalarla bu rakam 2 trilyon dolara ulaşıyor.
Bu rakamın en az yarısının bugüne kadar Körfez'den ABD'ye aktarıldığını tahmin etmek de zor değil.***Körfez ülkelerinin hesabı, ABD üsleri ve ABD silahları ile caydırıcılık güçlerinin artmasıydı.
Ama görüldü ki, ABD üslerinin 'caydırıcı' etkisi olsa da, bulundukları ülkeleri 'hedef' haline de getiriyorlar.
Ve trilyonluk saldırı silahları ve savunma sistemleri tek başına yeterli olmuyor!
ABD'nin bölgedeki savunma sistemleri de öncelikle Körfez ülkelerini değil İsrail'i korumaya odaklanıyor!
ABD silahları ve mühimmatıyla İran'la bir savaşa girmek de güvenli değil, çünkü silah ve mühimmat tedariği de ABD'den yapılıyor ve ihtiyaç halinde öncelik yine İsrail'de!..***Özetle;
Körfez ülkelerinin savunma tedariğinde ABD'den 'satın alma' bağımlılığına düşmüşler.
Milyar dolarlık anlaşmalar ABD için 'satış' anlamına gelirken, Körfez ülkeleri bunu 'güvenlik garantisi' olarak algılamış.
Ülkeler silah ve savunma sistemlerini satın alırken de kullanırken de bireysel olarak satın almış, birbirleriyle organize olmamışlar.
Bölgesel olarak rekabet ve çatışma üretmişler, işbirliği ve kazançta ortaklaşma ihtiyacı hissetmemişler.***Sonuçta;
Güvendikleri dağlar, güçlü ve eski komşuları İran'a savaş başlatırken, kendilerini bu çıplak halleriyle tek başlarına bıraktı.
Şimdi savunma altyapısını ABD dışındaki kaynaklardan çeşitlendirme, savunma teknolojilerinde yeni ortaklıklar ve yerli üretime odaklanma, öncelikle Körfez olmak üzere savunma sistemlerinin entegre kullanımı, bölgesel saldırmazlık ve güvenlik işbirliklerine yönelme işaretleri gösteriyorlar.
Bu tek başına güvenliği garanti etmez.
Birbirleriyle ve İran'la ilişkilerde yeni ve güvenli bir yola girmeleri de gerekiyor.
Daha 4-5 yıl öncesine kadar üçünün (S.Arabistan, BAE, Mısır) bir araya gelip dördüncüyü (Katar) boğma girişimi, Libya ve Suriye iç savaşındaki çelişkili tutumları, İsrail ile 'birbirlerine rağmen' anlaşmalar yapmaları gibi tutarsızlıklarla yüzleşmeleri gerekiyor.
Petrol ve doğalgaza bağlı ekonomilerinin, Hürmüz ve Kızıldeniz dışında alternatif yollara ihtiyaçları var ve bunun en güvenli yolu Irak-Ürdün-Suriye üzerinden Türkiye'ye ulaşacak boru hatları...
Aynı şekilde taşımacılık için de yine Irak üzerinden Türkiye'ye ve buradan da Avrupa'ya ve gelecekte Rusya'ya ulaşacak 'Kalkınma Yolu' en değerli güzergah olarak öne çıkıyor.