ABD Kongresi'nin ilk Müslüman üyesi Michigan eyaletinden 42 yaşındaki Demokrat siyasetçi Abdul El-Sayed oldu.
Gençliklerinde ABD'ye yerleşen mühendis baba Yasser ve doktor anne Fatten El-Sayed'in tek oğlu.
Ebeveyni, o daha küçükken boşanmış.
***
Baba El Sayed, meslektaşı makine mühendisi Prof. Jacqueline Johnson ile evlenmiş ve küçük Abdul'ü o büyütmüş.
Jacqueline El-Sayed, kendi açıklamasıyla, "yaptığı araştırmalar ve kişisel inanç yolculuğunun ardından" Müslüman olmuş ve başörtüsü kullanmaya başlamış.
2011'de Müslüman Öğrenciler Birliği'nin İslam Farkındalık Haftası etkinliğinde yaptığı konuşma, oğullarının yetişmesinde aile etkisini de gösteriyor:
"(Başörtülü Müslüman kadınlar olarak) Hakkımızda önyargılar ve kalıplaşmış düşünceler olacaktır. Ancak bunlar; olmak istediğimiz kişi olmamıza, yapmak istediğimiz şeyleri yapmamıza ve vatandaşı olduğumuz bu ülkede fark yaratmamıza engel olmamalı. Toplumdaki önyargıları içselleştirmemeye özen göstermeliyiz; çünkü bunlar bizi yansıtmıyor. Bizim kimliğimiz bu değil. Kimliğimizi başkalarının bize verdiği tepkilere göre şekillendirmemeliyiz. İnisiyatif tamamen bizim elimizde; kendimizle barışık olmalı, büyük hayaller kurmalı ve iyi işlere imza atmalıyız."
***
Abdul El-Sayed, burslu olarak Oxford Üniversitesi'nde halk sağlığı, Columbia Üniversitesi'nde ise tıp eğitimi aldı. Detroit Sağlık Departmanı yöneticiliği yaptı.
Siyasete sonradan girmedi, doktorluk yaparken de herkes için sağlık sigortasını savundu; göçmenleri sokaktan toplayan Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) kurumunun kapatılmasını istedi; İsrail'e askerî yardımların sonlandırılması çağrısı yaptı.
2012'de babasının ülkesi Mısır'da Hüsnü Mübarek diktasının yıkılmasına destek verdi ve (merhum) Mursi yönetimine yazılan açık mektuba imza attı; "devletin eski rejim yanlılarından arındırılması" çağrısı yaptı. Bu yüzden Müslüman Kardeşler'e destek vermekle 'suçlandı' ama doğrulama kaynaklarının "açık mektup ideolojik onay değil, Mısır'daki demokratik devrim sürecine destek amacı taşıyor" raporları tartışmaları bitirdi.
***
2018'de 33 yaşındayken valilik seçimlerinde aday oldu, ancak parti içi ön seçimde ikinci olabildi; centilmenliği korudu ve seçimde rakibine tam destek verdi.
2026 Senato seçimlerinde ise Cumhuriyetçi rakibini yenerek tarihe geçti.
Ama aslında çok daha önemli bir şeyleri daha yendi...
***
Üvey annesinin dediği gibi, başkaları istediği -ya da sözde siyaset gerektirdiği- için kimliğini, karakterini, 'olduğu kişiyi' değiştirmedi.
Bunu teyit etmenin en iyi yolu, El Sayed'in kampanyasını en yakın izleyen Amerikan Yahudi Kongresi'nin yayınladığı özet:
"Hamas'ın 7 Ekim saldırısını kınadı, İsrail'in daha sonraki davranışlarını da soykırım olarak kınadı, İsrail hükümetini Hamas kadar kötü olarak nitelendirdi. İsrail'e ABD askeri yardımını geri çekeceğini söyledi. İsrail'in Batı Şeria politikasını apartheid olarak tanımladı ve İsrail'in Yahudi devleti olarak var olma hakkına sahip olduğu iddiasını reddetti, bunun eşit haklarla bağdaşmadığını savundu. Yahudi karşıtlığını da defalarca kınadı, Yahudi halkının ibadet etme ve güven içinde yaşama hakkını savundu. Yerel Yahudi toplum kuruluşlarını ziyaret etti, etkinliklerine katıldı."
***
Bu duruşu Demokrat seçmeni de etkiledi.
Parti içi ön seçiminde rakibi Haley Stevens, bir İsrail destekçisi ve Temsilciler Meclisi üyesi olarak güçlü bir adaydı. Ön seçimi kaybedince karşı tarafa geçti, seçime iki gün kala Cumhuriyetçi adaya destek verdiğini açıkladı.

10