Herkes monarşi sever!

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Batı'nın Ortadoğu'ya demokrasi ihraç etme çabalarının başarısız olduğunu, bu bölgede halkların güçlü liderlik veya meşruti monarşilere daha yatkın olduğunu, en iyi işleyen sistemin "hayırsever monarşi" olacağını söylemişti.

"Vay sen misin bize monarşiyi layık gören" diye bir güzel haşlanmıştı...

Monarşiden kurtulunca 'işleyen' bir demokrasiye kavuşmuşuz ya, haşlamaya yerden göğe kadar hakkımız var!..

***

Cumhuriyet'in 'bir gecede' ortaya çıkmış parlak fikir olduğunu zannedenler, Osmanlı'da demokratikleşme zorunluluğu tartışmalarının 200 yıl, çabalarının 150 yıl öncesine uzandığını, 100 küsur yıl önce ülkede seçimler yapılarak parlamento oluşturulduğunu, her geçen gün daha fazla yetkiyi üzerine aldığını, ülkenin kurtuluşu için Anadolu'da bir Meclis kurulacaksa onu da onların kurduğunu hatırlamazlar.

Bunun üzerinde düşünmek bir tür 'iman zaafiyeti' duygusu uyandırıyor olmalı.

'Dogmatik kabul' kafa konforu için şahane bir kaçıştır.

Şöyle olsaydı, böyle olsaydı varsayımıyla düşünüyor değilim.

Müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış.

Cumhuriyet kuruldu, var ve güçlü bir demokrasi ile bu yönetim şeklinin en iyi örneğini ortaya koymaya çalışacağız.

Ama...

'Dogmatik monarşi karşıtlığına' çok iyi gelecek gelişmeler üst üste gelince bu konuya girmeden geçemedim.

***

Monarşi var, monarşi var...

'Avrupa demokrasilerinde' monarşiler hem yaşıyor, hem devletin başında ve üstelik oldukça revaçtalar.

İngiltere, Hollanda, İspanya, Belçika, Danimarka, Norveç, İsveç ve başka irili ufaklı birçok devlet, 'monarşi'yi 'dış politikada yumuşak güç' olarak tepe tepe kullanıyor.

Hatta iç politikada da...

***

Ve daha kullanışlı olması için 'pamuklara sarıp' koruyup kolluyor da...

Avrupa monarşilerinde en düşük onay oranı yüzde 57 ile Belçika'da. En yüksek onay oranı ise yüzde 84 ile Danimarka'da.

Bütün Avrupa'da hiçbir hükümet ve siyasetçi bu rakamların yarısından fazlasına sahip değil.

Bizimkilerin hoşuna gitmese de, Avrupalılar monarşiyi siyasetçilerden daha fazla seviyorlar!.

***

Neden

Ülkede siyasetçiler gözden düştüğü, seçimlere katılım azaldığı, her partinin yüzde 10-20'lerde oy alarak hükümet kuramadığı, ülkelerin aylarca hatta yıldan fazla hükümetsiz kaldığı dönemlerde, halkın "memleketin sahibi var" duygusunu koruyorlar.

Yurt içinde 'milli birlik sembolü' olarak görülüyorlar.

Bu özellikleriyle yeri geldiğinde deyim yerindeyse- 'halkın gazını alıyorlar'...

Ülkelerinin yurt dışında diplomatik ve ticari ağırlıklarını arttırmak için muhalap ülkelerde 'en üst düzeyde' kapıları açıyorlar.

Hükümetlerle monarşi aileleri arasında 'tamamen duygusal' bir ilişki var, iki tarafa da kazandırıyor.

***

Herkes monarşi sever...

Öyle ya da böyle...

Bakın böylesi nasıl işe yarıyor.

Belçika Kraliçesi Mathilde, iki gündür Türkiye'de. Sebebi ziyareti ise 'ekonomik görev'...

Ülkenin önde gelen sanayi ve

ticaret kurumlarının yöneticileri de

dahil yaklaşık 450 kişilik bir heyetle geldi.

Yanında Başbakan Yardımcısı, Savunma ve Ticaret Bakanı, bölgesel yöneticiler de var.

İstanbul ve Ankara'da Cumhurbaşkanı Erdoğan dahil resmi ziyaretleri olacak. Sonra şirketleri ziyaret edecekler ve karşılıklı ticaret, üretim ve stratejik ortaklıkları konuşacaklar.