Büyük devletlerin dış politikası iç politikadır

Zaman saman söylüyorlar, "İç politikadan çok dış politika yazıyorsun"...

Bu yazı, manzarayı kapatan sisi dağıtır...

***

İngiltere'de, AB'den ayrılma (BREXIT) sonrası dikişler tutmadı.

Altı yıl başbakanlık yapan David Cameron, ülkesini AB içinde tutamadı 2016'da gitti.

Theresa May 3 yıl AB ile ayrılma anlaşması yapmaya çabaladı, başaramadı gitti.

Boris Johnson 3 yılda İngiltere'yi ABD yörüngesine sabitledi, gitti.

Liz Truss eylül-ekim arası 49 gün dayanabildi, kendi ifadesiyle "Derin devlet'e yenildi" gitti.

Eski Maliye Bakanı Rishi Sunak iki yıl dayandı, ekonomiyi yönetemedi gitti.

Keir Starmer hem iç işlerine hem ABD'ye yenildi, gidiyor.

Yerine gelecek olan Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham da, şimdiden 'iç sorunlarla' uğraşacağı vaadinde bulunuyor.

***

Kendi adıma Liz Truss'ın fark yaratabileceğini düşünmüştüm. 6 Eylül 2022'deki yazımda, 'İngiliz' ve 'dışişleri bakanlığı' yapmış olduğuna işaret ederek, (buna Uluslararası Ticaret Bakanlığı ve Çevre, Gıda ve Köy İşleri Bakanlığı'nı da eklersem konu daha netleşecek) özetle şöyle yazmıştım:

"İngiltere, güvenlik ve istihbarat bölgelerinden ciddi biçimde çekilmişti, bu 'içerideki sorunlarına' odaklanmasına bağlanıyordu. İngiliz siyaseti, içerideki sorunların çözümünün 'maliye' ile sınırlı olmadığını düşündü. Hem 'İngiliz' hem 'dış politika' deneyimi olan Liz Truss'u seçti. Büyük devletler, dışarıda kazanırsa içeride de kazanmış olur. İngiltere içeriye döndüğünde kaybediyordu, kazanmaya döndü. Türkiye de, yüzünü dışarıya döndükçe fırsatlarını da kazançlarını da artırıyor."

***

Geçen hafta ketumluğuyla bilinen İngiliz düşünce kuruluşu Catham House'un sitesinde bir makale okudum: "Britanya'nın yeni dünya düzenindeki yeri."

Yazarı, Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper.

6 Temmuz 2026 tarihli, yani NATO Ankara Zirvesi'nden bir gün önce yayınlanmış.

Cooper, "Savaş Avrupa'ya geri dönerken" İngiltere için bir 'bilanço' çıkarıyor, "nerede yanlış yaptık, neleri kaçırdık, nasıl yakalayabiliriz" sorularına cevap arıyor.

Çarpıcı cümleleri var:

"Dünyadaki değişimi kavrayamadık, kayıtsızlığımız bizi kenarda durmaya itti."

"Eski dünya düzeninin sonu, 'büyük güç siyaseti' geri döndü."

(Büyük güç politikası ile ilgili ayrıca bakabilirsiniz: https://www.aksam.com.tr/yazarlar/mustafa-kartoglu/abdnin-buyuk-guc-politikasi/haber-1653004%20 )

"Kontrolümüzün çok ötesindeki güçlerin insafına kalmış gibi hissediyoruz."

"Enerji ve temel teknolojiler konusunda birkaç ülkeye bağımlı olduk."

"Uluslararası ilişkilerimiz konusunda rehavete kapıldık. İlişkilerimiz yıprandı, en güçlü yanımız olan ciddiyetimiz zedelendi."

"Güçsüzlük duygusu demokrasinin direncini zayıflatır, insanlar aşırılığa yönelir."

***

Ama enseyi karartmıyor Cooper; ülkesinin güçlü yanlarını sıralıyor:

"Az ülkenin sahip olabileceği yeteneklere ve değerlere sahibiz. Jeopolitik ve jeoekonomi, bizim iyi olduğumuz yaratıcı diplomasi için fırsatlar yaratıyor. Biz bir Avrupa askeri ve nükleer gücüyüz. BM Güvenlik Konseyi daimi üyesiyiz. Dünyanın en bağlantılı ve etkili uluslarından biriyiz. İstihbarat yeteneklerimiz ve diplomatik etkimiz küresel ölçekte. 56 ülkeden oluşan İngiliz Milletler Topluluğu'nun parçasıyız. Küresel bir finans merkeziyiz. Dünya standartlarında bilim kurumlarımız var. Ve kralımız da, küresel düzeyde saygın bir şahsiyet."

***

Sonra önerilerini ekliyor:

"Ordumuza modern yetenekler kazandırmalıyız."

"Ekonomi artık silah; enerji ve ekonomik güvenlik hayati önemde."

"AB ile bitmeyen pazarlıklar dönemini kapatalım, istikrarlı ortaklık kuralım."

"ABD ile ilişkimiz değerli ama bağımlılığın azalması bizi daha güçlü kılar."

"Demokratik direncimizi dezenformasyona, bilgi savaşına, siber saldırılara karşı güçlendirelim."