Suudi Arabistan ve Pakistan'la başlayan, Türkiye'nin de katıldığı Mekke İttifakı henüz yeni ama şimdiden 'operasyonel' beklentiler yaratmaya başladı. Ancak organizasyon olarak tamamlanmadan operasyonel beklentiler çok anlamlı değil. Ancak Suudi Arabistan'ın ihtiyacı olan savunma eğitimi ve araçlarına yönelik bir destekten söz edilebilir, şimdilik.
Burada önemli olan, bir bölgesel ittifaklar döneminin başlamış olması.
***Önceki gün Katar'dan gelen haber de bunu teyit ediyor. Katar Başbakan Yardımcısı ve Savunma İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Şeyh Suud bin Abdurrahman Al Sani, "yeni bir bölgesel savunma ortaklığını duyurmaya hazırlandığını" bildirdi.
Katar, Mekke Anlaşması'na katılabilir. Ayrı bir ittifak içinde de olsa, bunun yolu yine Mekke İttifakı'na gider.
Zira bölgede Suudi Arabistan'ın olmadığı bir ittifakın anlamı olmaz. Ve bölgenin boyutuna bakıldığında bile, iki ayrı ittifakın çok anlamlı ve kalıcı olmayacağı söylenebilir.
***İran'ın misillemesine hedef olan Katar, BAE ve Suudi Arabistan için yapılan şu tespit önemliydi: "Bu ülkelerin hava savunma sistemleri, istihbarat ve mühimmat tedarikleri konusunda işbirliği yapmaları daha etkili olurdu."
Anlaşıldığı kadarıyla, şu aşamada 'ittifak'tan murad, öncelikle bu konuda işbirliğini verimli hale getirmek.
Ortak savunma, ortak harekat, ortak planlama ve üretimi, ayrıca siber güvenliği de içeren NATO tipi bir ittifak için daha zaman var.
Çünkü her savunma ittifakının aynı zamanda siyasi ittifakı da içerdiğini dikkate almak gerekir.
O zaman, diğer ittifaklarla ilişkiler de doğal olarak gündeme gelecek.
Ve Türkiye'nin en güçlü etkilerinden biri de o zaman bölgesel barış ve istikrara daha fazla katkıda bulunacak: NATO üyeliği...
İttifakların ilişkisi/ittifakı güvenlik ve istikrarı daha üst düzeye taşır.
***Katar Başbakanı'nın, savunma ittifakı haberini duyururken, İran'la ilişkileri de sürdürdüklerini vurgulaması, ittifakın sadece ve doğrudan "İran karşıtı" olmayacağını işaret ediyor.
Nihayet, Mekke İttifakı için de "gelecekte içinde İran'ın da bulunabileceği" bir kapının açık olduğu vurgulanıyor.
NATO'nun 'açık kapı politikası' gibi...
Bu kapı esasen SSCB sonrası Rusya'ya da açıktı.
1997'de Rusya'ya NATO'da 'daimi misyon' statüsü sağlandı, bünyesinde 'askeri temsilcilik' de vardı. 2002'de NATO-Rusya Konseyi kuruldu. Ancak, 2004'te NATO genişlemesi Moskova'ya yakın Baltık ülkelerine doğru uzanınca işler bozuldu...
İran'la ilişkiler ittifaka kadar ilerleyebilir. Çünkü Körfez'deki bir ittifakın NATO gibi 'ille de bir düşmana sahip olmasına' gerek de ihtiyaç da yok.
Olsa da İran'dan önce listenin başında olanlar var!
Ve üstelik ittifakların Afrika'ya genişleme potansiyeli büyük.
***Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem bu ittifakları on yıllardır öneren hem olgunlaşmasında katkıda bulunan esasen Mekke İttifakı'nın kurucu liderlerinden biridir.
Erdoğan, dünkü konuşmasında, "Etrafımız ateş çemberi. Biz, kaos ve kriz ortamında Türkiye'nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Şimdiye kadar bunda da başarılı olduk" dedi.
Erdoğan'ın 'şu ana kadar' vurgusu önemli.
Çünkü henüz ilk adımlar atılıyor.
Bu başarının sürdürülebilirliği, ittifakın kurumsallaşması, politikaların ortaklaşması ve savunma sanayi ortaklıklarının müttefikleri birbirleri için 'vazgeçilmez' hale getirmesiyle mümkün.
Fransa 'Bismillah' dedi!
Fransa'daki gösterilerde kullanılan bir slogan Avrupa genelindeki yayılan protestoların da ortak sloganı olma yolunda: "Bismillah. C'est les tenèbres!"
Bismillah'ı biliyoruz, her şeyin başlangıcını "Allah'ın adıyla" yapmak.
Fransızcası da kelime anlamıyla "Karanlık işte..." demek.
Hikayesini Euronews'tan okudum.
Rivayete göre, sosyal medyada 'Mamadou' adlı bir kullanıcı, bir öğrenci sohbet grubuna katılmak için "Bismillah. Karanlık işte. Barikat ne zaman kuruluyor, vallah kardeşim" mesajı atmış, mesajına da Cezayir bayrağı emojileri eklemiş.
Kendine Cezayir asıllı Fransız veya göçmen süsü verme gayreti, barikatların nerede, ne zaman kurulacağını, havai fişekler ve sis bombalarını kimin sattığını sorması,

2