Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, geçen hafta sonu memleketi Hatay'da hem kendi adını taşıyan Mesleki Teknik Anadolu Lisesi'nin temelini attı hem İskenderun Teknik Üniversitesi'nden fahri doktora aldı hem de benim de aralarında bulunduğum bir grup gazeteciyi Türkiye'nin son yıllardaki en büyük sanayi yatırım olan Tosyalı Demir Çelik İskenderun Tesisi'nde misafir etti.
***Konuşmalarının özünde sanayiciliği yeniden tanımlayan bir bakış açısı vardı. Rekabeti fiyatla değil 'değer üreterek' yapmak, sadece ekonomik değil insan ve çevre için de değer üretmek ve bu süreci sürdürülebilir kılmak...
Bu yaklaşımın yarattığı fark, Tosyalı'yı 32 yılda üç kıtada üretim yapan, 15 bin çalışana sahip, Türkye'nin en büyük, Avrupa'nın 3. çelik üreticisi haline getirdi. Üstelik, tüm Türk demir çelik endüstrisinin karşı karşıya bulunduğu teşvik engelleri, kotalar ve gümrük duvarlarına rağmen...
***1950'lerde babasının soba borusu üreten atölyesinden, sac ticaretine, 1994'te de Tosyalı Demir Çelik fabrikasına ulaşan hikaye, bugün üç kıtada 50'den fazla tesiste, 15 bin kişiyle, 15 milyon ton 'sıvı çelik' kapasitesine ve çok çeşitli katma değerli nihai ürünler üreten bir başarı romanına dönüştü.
Bu büyümenin temiz enerjiyle 'yeşil çelik' üretimiyle sağlanması ayrıca önemli. Örneğin İskenderun Çelik Tesisi, emsallerinden yüzde 50 daha az karbon salınımı üretiyor. Toplam 1.4 Gw güce ulaşacak güneş enerjisi yatırımı devam ediyor, tesisler gelecekte hidrojen enerjisine uyumlu tasarlanıyor.
İskenderun Çelik Tesisi'nin hikayesi de ilginç ve tüm zorluklara rağmen vizyon ve iradenin başarısının örneği:
* Tesisin sadece yatırıma hazır hale gelmesi 15 yıla yakın sürdü. İmar, kıyı kenar çizgisi, kamulaştırma, liman izinleri ve enerji hatları gibi çok sayıda yasal, bürokratik işlem...
* Tesis, 30 ila 60 metre derinliğe kadar ulaşan 18 bin betonarme kazık üzerine kuruldu. Ayrıca zeminin sıvılaşma riskini azaltmak için taş kolonlar da kullanıldı.
* Siparişler verildi, önemli ödemeler yapıldı. Bu kez Kovid salgını başladı.
* Salgın bitti, üretim hazırlıkları başladı. Bu kez de 6 Şubat depremleri meydana geldi.
Sonuçta üretim birkaç aylık gecikmeyle de olsa başladı.
Fuat Tosyalı ve Pervin Tosyalı
***Proje tasarımındaki öngörü, 6 şubat depreminde sadece 500 bin metrekarelik yapıyı tek parça halinde hareket ettirerek yatırımı korumakla kalmadı, deprem sonrasında tesisin limanından insani yardımların, makine ve ekipmanların ulaşmasını, sonrasında inşaat çalışmalarına destek verilmesini de sağladı, "iyi ki vardı" dedirtti.
Fuat Tosyalı'nın anlatımıyla: "Bir taraftan iş makinelerini ve jeneratörleri ihtiyaç duyulan yerlere göndermeye çalışıyor, bir taraftan da enkazdan ses geldiğini söyleyen insanların çağrılarına yetişmeye uğraşıyorduk. Artık kurtarma ihtimali çok azalmış olsa bile, yakınları bekleyen insanların 'aramadılar, gelmediler' duygusuna kapılmaması için imkanlarımızı yönlendirdik. Günler sonra ilk kez sıcak bir yemek bulabildik. Bir çorba kuyruğuna girdik; o an insanın hayatta ve ayakta olmasının ne kadar büyük bir nimet olduğunu bir kez daha hissettik. Dayanışma duygusu hepimizi ayakta tuttu."
***Belirsizliklerin arttığı bugünlerde de Tosyalı'nın geleceğe bakışını merak ettik. Tosyalı yine 'her şeye rağmen', Türkiye'nin hem ekonomik hem de toplumsal olarak yüksek potansiyele sahip olduğuna inanıyor: "Bu zorluklar karşısında devletimiz çeşitli tedbirler almaya devam ediyor, ancak biz şirketlerin de devleti beklemeden, sorumluluk alarak yapabileceklerimiz var. Artık sadece üretmek ve büyümek yeterli değil. Büyüme ile dayanıklılık, yatırım ile nakit disiplini, küresel genişleme ile operasyonel kontrol arasında doğru dengeyi kurabilmek gerekiyor. Çelik stratejik bir sektör ve dünyanın değişen düzenine göre yeniden konumlandırmamız gerekiyor."
***Tosyalı, sadece büyük düşünen, risk ve fırsatları iyi değerlendiren bir yatırımcı sanayici değil, aynı zamanda bu yatırımların insan ve çevre için de değer üretmesini, Türkiye'yi ülke ve millet olarak kalkındırmasını hedefleyen bir vizyoner. İnşa ettiği okullar ve özel eğitim kurumlarıyla çocukların ve gençlerin geleceğine, aile sağlığı merkezleri, kimsesiz çocuklar için Sevgi Evleri, Kızılay Evleri, çarşılar ve sosyal yaşam alanlarıyla toplumun refahına katkıda bulunuyor.
Bunun bir örneği de İskenderun'daki Mimar Nevzat Sayın imzalı yeni Genel Merkez binası. Bina aynı zamanda, halkın katılımına açık sosyal ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapan yaşayan bir platform olarak tasarlanmış.
***Tosyalı'nın ayrıca iki şapkası daha var ve ikisi de Türkiye için çok önemli: Milli Altay tankı ve TOGG...
Altay, Tosyalı liderliğinde, ilk projesinden kuşak farkı öteye geçerek yeni nesil bir tank olarak seri üretim aşamasına geçti, TOGG Türkiye'nin en çok satan elektrikli otomobili oldu ve üçüncü modeline hazırlanıyor. Ayrıca, yeni haber olarak 'kar üreten bir şirkete' dönüşüyor.
***Tosyalı, fahri doktora töreninde çok akıcı ve her satırı deneyimden süzülmüş bir konuşma yaptı.
"Ben hiçbir zaman zengin olmayı hayal etmedim. Fark yaratmayı, değer üretmeyi hayal ettim. Ama hayal etmenin de tek başına hiçbir şey ifade etmediğini erken öğrendim. Ben buna 'hayata geçirme iradesi' diyorum. Bugün küresel bir çelik şirketi olduysak, sebeplerinden biri bu irade, diğeri de işimizin değerini sadece ekonomik sonuçlara bağlamamamızdır. Bir yatırımın gerçek değeri ancak bulunduğu şehri dönüştürmesi, bir ekosistem oluşturması ve insan kaynağını geliştirmesiyle ortaya çıkar."
"Coğrafya tek başına kader değildir. Haritada stratejik bir noktada bulunmak size fırsat tanır. Bir ülkenin jeopolitik yükselişinin kalıcı olabilmesi için arkasında güçlü bir sanayi altyapısı olmak zorundadır. Çeliğiniz yoksa bağımsızlığınız da yoktur. Dünya çok sert bir sanayi rekabeti yaşıyor. Çin dünyayı sessizce istila ediyor. Amerika sanayiyi yeniden kendi topraklarına çekmeye çalışıyor. Avrupa stratejik sektörlerini koruyor. Türkiye'nin seyirci kalma şansı yok."
"Ülkemizin sanayicileri olarak bizim de sürekli şartlardan şikayet etme lüksümüz yok. Kurlardan mutlu olmayabiliriz. Faizlerden şikayet edebiliriz. Enerji maliyetlerinden, finansmana erişimden, haksız rekabetten yakınabiliriz. Bunların hepsi gerçek meselelerdir. Ama bütün stratejimizi şartların düzelmesini beklemek üzerine kurmamalıyız. Bizim işimiz şartları okumak, kendimizi dönüştürmek ve sonuç üretmektir. Türkiye'nin önünde çok büyük fırsatlar var."
***İskenderun gezisine dair son notum da şu:
İş dünyasında, özellikle sanayide ve üstelik küresel ölçekte başarıların arkasında zorlayıcı, yıpratıcı süreçler vardır. Birçok işadamı ile yapılan röportajları, yazdıkları kitapları okudum, işle özel hayatının çatışmasından, duygusal yıpranmadan, zorlu süreçlerin kendilerini sertleştirmesinden yakınırlar.
Fuat Tosyalı ile daha önce yine bir buluşmamızdan izlenimlerimi yazmıştım,

16