1992'de Francis Fukuyama, Tarihin Sonu ve Son İnsan teorisi ile insanlığın ideolojik evriminin liberal demokrasi ve piyasa ekonomisi ile tamamlandığını öne sürmüştü.
1996'da Samuel Huntington, 'Medeniyetler Çatışması' teorisiyle, 'insanlığın liberal demokraside buluşacağı' tezinin aksine artık kültürel ve medeniyet temelli çatışmaların artacağını, dünyanın Batı, İslam, Çin, Hindu, Japon, Ortodoks, Latin Amerika ve Afrika gibi çatışma alanlarına bölüneceğini öne sürmüştü.
Biri 'laboratuvar ortamında ideal' gördüğünü, diğeri 'idealleri çatışanların' kavgasının süreceğini öngörmüş...***İkisi de bugün kendini gösteren üçüncü tarafı ihmal etmiş: Kendi idealini dayatan!..
2001'de Prof. John J. Mearsheimer, 'Büyük Güç Politikası'nı öne sürdü. ABD'nin 'tek küresel güç' olma hedefi olduğunu, bu hedefe yönelik olarak rakiplerini zayıflatma, olası rakiplerinin güçlenmesine mani olma adına uluslararası hukuk ve kurumları dikkate almayacağını, 'önleyici güç kullanımı' adı altında saldırgan politikalar izleyeceğini öngördü.***Mearsheimer'in 6 Mart'ta Chicago Üniversitesi Graham Okulu'nda yapılmış söyleşide "ABD -savaşlar, müdahaleler, yaptırımlar yolu ile- 38 milyon insanın ölümünden sorumludur" sözleri Türkiye'de de çok alıntılandı.
Ama o söyleşide ve sonrasındaki açıklamalarında, asıl dikkat çektiği kritik nokta, bu ölümlerin de arkasında yatan nedendir:
ABD'nin tek küresel güç olma/kalma hedefi...
Mearsheimer'in, 250 yıllık Amerikan dış politikasını, kuruluşundaki liberal dilini, bağımsızlık, kıtada genişleme, rakip güçleri uzak tutma, bölgesel hegemonya, dünya savaşları ile Rusya ve Çin ile büyük güç rekabetine uzanan politikalarını incelediği birkaç konuşmasından çıkardığım notlar, günümüz ABD politikalarını ve 'müttefiklerin' çaresizliğini açıklamakta oldukça yararlı.***- ABD Bağımsızlık Bildirisi, idealist liberal demokratik bir belgeden çok milliyetçi bir belgedir. Tamamen Amerikan ulus devletinin kurulmasıyla ilgili, kendini 'nation/ulus' olarak niteliyor.
- Kuzey eyaletleri önce kendi bölgesinde, sonra iç savaşla Kuzey Amerika'da, ardından tüm kıtada bölgesel hegemon oldu.
- Sonra, Avrupa'daki iki büyük savaşta, bölgesel hegemonya potansiyeline sahip devletlerin birbirini tüketmesini bekledikten sonra müdahale etti ve Avrupa'yı da hegemonya alanına kattı.
- ABD Sovyet hegemonyasını önce çevreledi, sonra yıktı; geriye kalan olası Rusya hegemonyası tehdidini de Ukrayna savaşı ile ortadan kaldırdı.
- Dört bölgesel hegemonya vardı; İmparatorluk Almanyası, Nazi Almanyası, İmparatorluk Japonyası ve Sovyetler Birliği. ABD, dördünü de tarihe gömdü.
- Ve ufukta Çin var. Çin de önce çevrelenerek durdurulacak, sonrasına da sonra bakılacak...
- ABD ve Sovyetler arasındaki ilişkiler neredeyse tamamen stratejikti. Şimdi ise ABD ile Rusya ve Çin ilişkilerinin ekonomik ve askeri bir boyutu var.
- Çin'e karşı bir savaş senaryolarına bakarsanız, devasa bir silah üretim imkanına sahipler. Biz ilk ay çok iyi gidiyoruz. Sonra silahlarımız tükenmeye başlıyor.
- Liberal teorisyenlerin iktidarda olduğu tek kutuplu dönemde, karşılıklı bağımlı küresel bir ekonomi yarattılar. Refah olacak, kimse savaş çıkarmayacaktı.
- Sonra tek kutuplu dönem bitti, çok kutuplu bir dünyaya geçtik. Ama sonuçta bu büyük ağın merkezinde kim oturuyor Amerika Birleşik Devletleri!.. Diğer herkes ABD'ye bağımlı.
- Ve ABD, sahip olduğu ekonomik gücü her ülkeye karşı kullanabileceğini hızlı anladı.***- Bölgesel hegemon, bölgesindeki en güçlü devlettir. Sahip olduğu güç ile bölgedeki diğer devletlerin dış politikasını dikte edebilir.
- ABD, kıtasındaki tek hegemon ve 'kendi' kıtasına dışarıdan müdahaleyi savaş sebebi sayan 'Monroe Doktrini'ni ihlal edecek bir başka güç yok.
- Buna karşılık, Avrupa, Asya ve Afrika'da bölgesel hegemon olarak kendi gücüne dayalı bir 'koruma doktrini' oluşturmuş bir güç yok. Ve ABD de 'olmaması' için bu bölgelere müdahale edebiliyor.***- Trump, daha önce hiç görmediğimiz türden bir tek taraflılık yanlısı. Çok taraflı kurumlardan, kurallardan, uluslararası hukuktan, hatta iç hukuktan nefret ediyor. Egemen olmak istiyor.
- Bu son derece aptalca bir politika. Bu kurumları biz yarattık. Kuralları, uluslararası hukuku biz yazdık. Ve bunu kendi avantajımıza olacak şekilde yaptık.***- İbrahim Anlaşmaları döneminde Körfez Sünni devletleri ABD'ye yakındı. Ancak 7 Ekim'den sonra Körfez ülkeleri ABD'den uzaklaşmaya başladı. Çünkü ABD ve İsrail'i tüm Orta Doğu'ya hakim olmak isteyen bir tehdit olarak gördüler. Ama şimdi Şii İran, her gün bu Sünni devletleri bombalıyor. Bu Sünni ülkeler ABD'den uzaklaşabilir mi Karanlıklar Prensi'nin düzeniMearsheimer'in anlattığı 'düzen', kendi keşfi değil. Esasen 1991'de ABD Savunma Bakanlığı'nda hazırlanan Savunma Planlama Rehberi'ne dayanıyor.
Özeti şu: "Sovyet sonrası ABD liderliği rakipsiz kılınacak, Avrupa, Asya ve Orta Doğu gibi stratejik bölgelerde bir başka hakim güç olmayacak, gerekirse potansiyel rakiplere karşı tek taraflı askeri güç kullanılacak, ABD NATO'dan ayrı hareket edebilecek."
Taslak 1992'de sızdırıldığında New York Times tarafından 'bile' emperyalist bulunmuştu.***Raporun yazarı, 40'lı yaşların üzerindeki okur-yazarlar için tanıdık: Savunma Bakan Yardımcısı

2