ABD, Avrupa ile NATO nikahını tazeler mi

NATO Ankara Zirvesi'nden beklentiler büyük. Türkiye'nin değil.

Avrupa Birliği'nin beklentileri büyük. (28 üye ülkeden 24'ü NATO'da; Avusturya, Kıbrıs Rum Yönetimi, İrlanda ve Malta hariç.)

Trump'ın ABD'yi Avrupa savunmasından çekme tehdidi AB üzerinde çok etkili oldu.

ABD ile NATO nikahını tazelemek istiyorlar.

Almanya Başbakanı Merz'in Trump'a forma hediye ederek yumuşatma çabaları, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un, bir zamanlar "NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti" demesine rağmen Trump'ın etrafında dolanması gibi görüntüler 'duygusal' değil.

AB'nin iki kurucu ülkesi, 'Trump dönemi'ni NATO'ya hasar vermeden atlatmak istiyor.

Biden Amerikası'na güvenerek Rusya ile savaşa girdiler, hala parasını ödeyebiliyorlar ama kendilerini ABD'siz güvende hissetmiyorlar. Doğrusu, ABD olmadan Rusya'yı caydıracak güce sahip olmadıklarını biliyorlar.

Trump dönemini 'geçici' görmekle birlikte, etkilerinin devam edebileceği, J.D. Vance gibi kendini 'gerçek Amerikalı' gören bir başkanın seçilmesi halinde bu politikaların kalıcı olma ihtimalini de gözden uzak tutamıyorlar.

Çünkü Biden'dan sonra Trump'ın geri gelebileceği ihtimalini çok dikkate almamışlardı.

***

ABD ile NATO nikahını tazelemenin ilk adımı Trump'ın Ankara Zirvesi'ne katılımını sağlamaktı.

Trump, Avrupalı müttefiklerine, İngiltere de dahil, hiç yüz vermedi.

Bir dönem 'bakanımsı' bir görev verdiği Elon Musk bile İngiltere Başbakanı Starmer'i aşağılamış, Trump sessiz kalmıştı.

Trump'ı NATO Ankara Zirvesi'ne katılımını sağlayacak tek lider Cumhurbaşkanı Erdoğan'dı ve o da bunu sağladı.

Ama son Türkiye raporunu gördünüz, "O iş ayrı bu iş ayrı" modundalar.

"Güvenlik konularındaki ihtiyacımız Türkiye'ye AB üyeliği için kestirme yol sağlamaz" formülünü bulmuşlar.

Brüksel'de stajyerler bile aynı nakaratı tekrarlıyor.

İnsan hakları, uluslararası hukuk, soykırım, devlet terörü konularında çok tutarlılar ya!..

***

AB liderleri, daha doğrusu 'devlet ve hükümet başkanları', Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan sayesinde 'Trump tarafından önemsenme' fırsatı yakalamaktan memnun.

Şimdi daha fazlasını istiyorlar: Erdoğan, Trump'ı ABD'nin NATO nikahını tazelemesi için de ikna etsin. Ankara Zirvesi, NATO'nun 'birlik beraberlik zirvesi' olsun...

Olsun...

Rusya sevinmesin...

Ama Türkiye de sevinmesin!

***

İki gün önce, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Moskova'daki temaslarını takip ettim. Bakan'la yaptığımız söyleşiyi dün AKŞAM'da okudunuz. NATO konusunda şu vurgusu önemliydi: "NATO'da kabaca üç grup var: ABD başlı başına bir kutup. AB bir kutup. Ve diğerleri...

Diğerleri arasında İngiltere iki tarafa da yakın. Onun dışında 'tek başına görüş oluşturma, adeta bir kutup olma' niteliği taşıyan ülke Türkiye..."

Bunu biraz açayım.

AB kendi içinde 'masif' bir grup değil; Rusya etkisinde veya Rusya ile Ukrayna üzerinden savaşmayı sorgulayan çok sayıda üye ülke var.

Ayrıca, Türkiye'nin onayıyla NATO'ya giren İsveç ve Finlandiya ile AB üyesi olmayan Norveç'in, şu sıralar Türkiye ile ilişkileri geliştirmeye çalışan Kanada gibi Amerika kıtasındaki diğer müttefikin NATO'nun geleceği ve Rusya ile ilişkiler konularında görüşleri Türkiye ile yakınlaşıyor.

Bu durum, AB'nin 'kutup' konumunu zayıflatırken, Türkiye'nin üçüncü kutuptaki konumunu güçlendiriyor.

AB bunun da farkında; çünkü bir ara Fransa'nın denediği 'Rusya ile görüşme' için bu kez Almanya ve İngiltere'yi de ekleyerek 'üçlü görüşme' ayarlamayı tartışıyor.

Rusya ise şimdilik 'tuzu kuru' görüntü veriyor.

***

Türkiye, AB'nin hem müzakereci tam üye adayı hem NATO müttefiki olarak AB'nin bu 'ucuz' tavrına öfkeli.

Bunu her düzeyde ekşiyen yüzlerden görüyoruz.

Ama Türkiye, NATO'yu 'zayıflatma' pahasına, AB ile bu konuda bir yarışa girmez.

Muhtemelen AB'nin siyasi ve bürokrat başkanları da bu rahatlıkla burunlarını havadan indirmiyorlar.