Tarihi mirası definecilerin insafına bırakan "Hukuk"
Mustafa Ceylan
Batı Trakya'da bugün yaşananlar, ne bir idari ihmalle ne de basit bir bürokratik aksaklıkla açıklanabilir.
Ortada açık bir çifte standart, daha da ötesi sistemli bir duyarsızlık vardır.
Batı Trakya topraklarında asırlardır ayakta duran Osmanlı mezarlıkları ve eserleri, göz göre göre yok edilirken, yetkili makamların sessizliği artık "ihmal" kelimesinin çok ötesine geçmiştir.
Bir yanda definecilerin kepçelerle, kazmalarla yerle bir ettiği mezarlıklar...
Öte yanda kendi dedesinin kabrindeki otu temizlemek isteyen insanlara "izin belgesi" dayatan bir zihniyet...
Sormak gerekiyor.
Bu nasıl bir hukuktur, bu nasıl bir kültür koruma anlayışıdır
Tarihi mirası korumak halkın en doğal hakkıyken, bunu yasaklayıp talana göz yuman bir devlet anlayışı hangi evrensel hukukla bağdaşır
Bugün Yunanistan yetkilileri Osmanlı mezarlıklarının temizlenmesini "izne tabi" hale getiriyor.
Peki aynı yetkililer, yıllardır mezar taşlarını parçalayan, üzerinden define arayanlara karşı hangi ciddi tedbiri almıştır
Cevap net.
Hiçbirini.
Batı Trakya Türk Azınlığı'nın seçilmiş müftüsü Mustafa Trampa'nın anlattıkları tabloyu bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor.
Boşaltılmış köylerde, kimsenin yaşamadığı alanlarda bile birkaç mezar taşını ortaya çıkarmak suç sayılıyor.
Ama aynı alanlar yıllarca definecilerin cirit attığı sahalara dönüştüğünde tek bir koruma kalkanı devreye girmiyor.
Bu mudur tarihi mirası korumak
Ortada apaçık bir gerçek var.
Osmanlı'dan kalan eserler yalnızca taş, toprak değildir.
O topraklarda yaşamış insanların hafızasıdır, kimliğidir.
Mezarlıklar bir halkın geçmişidir.
Siz bir halkın geçmişini kazmayla, kepçeyle yok ettirirseniz, aslında o halkın varlığına da darbe vurmuş olursunuz.
Daha da vahimi şudur.
Yıkılma tehlikesi altındaki eski Osmanlı yapıları için tek bir restorasyon girişimi yapılmazken, iş halkın gönüllü çabasıyla birkaç mezar taşını ayağa kaldırmasına gelince

4