Akran zorbalığı, ne yazık ki okullarımızda sıkça karşılaştığımız, ama yeterince konuşmadığımız bir sorun.
Herkesin sınıfında, koridorlarda gördüğü, hatta belki de farkına varmadan şahit olduğu bu durum, bazılarımızın hayatını sessizce karartıyor.
"Zorba" kelimesi belki ağır geliyor olabilir ama bu, ne yazık ki yaşananların tam karşılığı.
Zorbalığa uğrayan çocukların, okuldaki arkadaşlarıyla ilişkileri bozulduğu gibi, kendine güvenleri ve hayata bakışları da sarsılıyor.
Bir bakıyorsunuz, okulda sessiz bir köşede gözlerini yere diken bir öğrenci var.
Neden mi
Çünkü o öğrencinin sürekli hedef alındığını, fiziksel ya da psikolojik şiddet gördüğünü kimse bilmiyor ya da bilse de görmezden geliyor.
Zorbalığa uğrayan öğrenciler, ne öğretmenlerine ne de ailelerine bunu anlatabiliyorlar.
Bir yandan "Zayıf görünür müyüm" korkusu, diğer yandan ise "Bana inanmazlar" düşüncesi çocukların içini kemiriyor.
Bizler ise bu sessiz çığlığı duymakta gecikiyoruz.
Bir öğrencinin zorbalığa uğradığını anlamak bazen zor olabilir ama ufak ipuçlarını kaçırmamak gerekiyor: okul başarısında düşüş, içe kapanma, kaygı bozuklukları...
Tüm bunlar aslında birer işaret fişeği.
Bu soruna müdahale etmek sadece öğrencilerin sorunu değil.
Okul yönetimlerine, öğretmenlere büyük görevler düşüyor.
Okullarda zorbalık karşıtı politikalar geliştirilmeli, öğrenciler arasında farkındalık oluşturulmamalıdır.
Çocuklara zorbalık nedir, nasıl başa çıkılır, nereye başvurulur gibi konularda eğitimler verilmesi şart.
Ama en önemlisi, zorbalığa maruz kalan çocukların yalnız olmadıklarını hissetmeleri.
Onları dinleyecek, anlayacak ve destekleyecek birilerinin olduğunu bilmek, onların yaşadığı travmayı hafifletebilir.

3