Gazze'de aylardır süren kıyım, artık sadece bombalarla, mermilerle değil; kendi iç sesini dinleyen vicdanlı askerlerin de susturulmasıyla sürdürülüyor.
İsrail'in terör devleti kimliği, bu kez kendi askerlerinin üzerine yürüyerek bir kez daha ifşa oldu.
Yaklaşık bin kişilik bir grup İsrail Hava Kuvvetleri personeli, Gazze'deki soykırıma karşı çıkıyor, bu utanç verici saldırıların Netanyahu'nun siyasi ve kişisel çıkarlarını beslediğini açıkça söylüyor.
Kimi eski generaller, kimi kıdemli pilotlar
Savaşın değil barışın sesini yükseltiyorlar.
Ne var ki, terörün dili bu sesi bastırmakta gecikmedi.
Netanyahu'nun direktifini alan Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve Hava Kuvvetleri Komutanı Tomer Bar, mektuba imza atan askerleri ordudan ihraç etme kararı aldı.
Emre itaatsizlik değil bu; vicdana sadakat, insanlığa sadakat.
Ama İsrail gibi eli kanlı bir yapının vicdana tahammülü olamazdı zaten.
Yüzlerce asker susturulmak isteniyor şimdi.
Savaşa karşı durmak bile "affedilemez" ilan edildi bu kirli düzenin başı Netanyahu tarafından.
Oysa o askerlerden biri olan emekli Tümgeneral Nimrod Sheffer şunları söyledi: "Savaşı sona erdirmek etik ve ahlaki olarak yapılması gereken şeydir."
Ama İsrail'de etik değil, güç; ahlak değil, şiddet geçerli.
Çünkü bu devlet başından beri bir işgal, bir zulüm projesidir.
Kuruluşu kanla oldu, varlığını sürdürebilmesi için sürekli daha fazla kana ihtiyaç duyuyor.

4