Milletin hizmetkârları tarih yazmaya devam ediyor.
Görmeyen gözler görsün, duymayan kulaklar duysun...
Dün İstanbul'da sadece bir yol açılışı yoktu.
Dün, "Yol medeniyettir" şiarıyla yola çıkan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı'na vurulan 30 bininci kilometrenin mührü vardı!
Dile kolay, 30 bin kilometre bölünmüş yol!
Eskiden bayram tatillerinde kan gölüne dönen o tek şeritli ölüm yollarını hatırlayın.
Bolu Dağı'nda karda kışta saatlerce beklediğimiz o çile günlerini hatırlayın.
Bu milletin evlatları o yollarda heba olurdu.
Peki ya şimdi
Edirne'den Kars'a, dağları delen tünellerle, denizleri aşan köprülerle Türkiye'yi bir dantel gibi işleyen bir irade var.
Avrupa'nın bile gıptayla baktığı, "Türkler bu işi nasıl bu kadar hızlı yapıyor" diye şaşırdığı bir başarı hikayesi bu.
Ama gelgelelim, içerideki "istemezükçü" tayfaya bunu anlatamıyorsunuz.
Onların vizyonu ne
AK Parti iktidarı dağları delip Ferhat gibi Şirin'e; yani millete ulaşıyor.
Aradaki fark işte bu kadar nettir.
Biri laf üretir, biri iş üretir.
Biri bahane üretir, biri çözüm üretir.
Cumhurbaşkanımızın törende söylediği o söz, aslında siyasetin de özetidir:

10