Gazze'de denklem değişti! Masayı kuran Ankara'dır
Mustafa Ceylan
Gazze'de iki yıl boyunca kanı kuruyan mazlumların üzerine külçe gibi çöken zulüm düzeni çatırdıyor.
Çünkü sahneye tekrar Ankara çıktı.
Artık kenardan bakan, "davet edilirse konuşan" bir Türkiye yok.
Oyunu kuran, şartları belirleyen, imzayı attıran bir Türkiye var.
Bölgeye "şok ve dehşet" öğretenlerin hafızasına çivileyeceğimiz cümle budur.
Gazze'nin yarınında Türkiye olacak, hem de öyle vitrin süsü gibi değil, ana kolon olarak.
Bugün bazı çevreler rahatsız.
Rahatsız olacaklar elbette.
Yıllarca "Türkiye'siz mutfak" hayali kuranlar, artık mutfağa girdiğimizde menüyü bizim yazdığımızı görüyor.
Ateşkes masası mı
Türkiye orada.
Esir–mahkûm takasının kilidi mi
Türkiye'nin elinde.
İnsani koridorların emniyeti mi
Türkiye'nin namus borcu.
Kısacası.
Ankara sadece söz söylemiyor, sahaya düzen veriyor.
Bunu hazmedemeyenler, her zamanki gibi "aman Ankara büyümesin" korosunu topluyor.
Toplasınlar.
Bu milletin aklı ve feraseti, o koro gürültüsünden daha ağır basar.
Şimdi açık konuşalım.
Gazze'nin "ertesi gün" mimarisi inşa edilecekse, o yapının taşıyıcı duvarlarından biri Türkiye'dir.
Hem sokakla konuşuruz hem diplomasiyle.
Washington'la pazarlık yapar, Kahire'yle eşgüdümü kurar, Doha'yla köprüyü tutarız.
Masada kim varsa, hodri meydan.
Ama o masa artık Türkiye'siz dönmez.
"Türkiye olmadan da olur" diyenlerin devri kapandı.
"Türkiye olmadan olmaz" devri başladı.
Bu kadar net.
Kimi çevreler, "Aman efendim, Ankara çok öne çıkmasın, dengeler bozulur" diye mırıldanıyor.
Ne dengesi
Zulmü denge sananların terazisini çoktan kırdık.
Biz adaletin dengesini kurarız.
Caydırıcılığı ikna ile tamamlarız, kararlılığı merhametle öreriz.
Mehmetçiğin adı geçti diye tedirgin olanlara da bir çift sözüm var.
Türkiye'nin Üniforması, sadece sınır boylarında değil mazlum coğrafyaların vicdan çizgisinde durur.
Varlığı bile nizam tesis eder, çünkü bilirler ki Ankara söz verirse tutar, uyarı yaparsa uygulatır.
Gazze'nin imarında, güvenliğinde, yerel idarelerin toparlanmasında Türkiye'nin eli taşın altındadır.
Yardım tırını da taşırız, hastane kurup yarayı da sararız, masada anlaşmayı da yazarız.
Hamdolsun bu birikim, bu kapasite, bu irade bizde var.
Kimi kalemler, "Ankara çok iddialı konuşuyor" diyor.
Evet, iddialıyız.
Çünkü milletimizin medeniyet hafızası bize sadece seyirci olmayı değil, yük almayı emreder.
Biz kimseden icazet beklemeyiz; meşruiyetimizi mazlumların duasından, devlet aklımızdan ve milletimizin özgüveninden alırız.

4