Duvarlar yıkıldı, perdeler söküldü

Mustafa Ceylan
17.01.2026
8

Kıymetli dostlar,

Eskiden evlerimizin pencerelerinde kalın perdeler, gönüllerimizde ise ondan daha kalın bir "haya" perdesi vardı.

Komşusu açken tok yatmaktan haya eden bir medeniyetin çocukları olarak, yediğimizi gizler, sevincimizi sessiz yaşar, hüznümüzü ise sadece Rabbimize arz ederdik.

Peki, ne oldu bize

Ne zaman bu kadar "görünür" olma sevdasına düştük

Bugün artık evlerimizin duvarları var ama mahremiyeti kalmadı.

Elimizdeki o akıllı telefonlar, adeta içeriye sızan birer casus gibi evimizin en mahrem köşelerini dünyaya servis ediyor.

Eskiden "göz hakkı olur" diye sokağa elinde açık yiyecekle çıkmayan bir neslin torunları, bugün yediği yemeği, içtiği kahveyi, mutfağındaki en küçük ayrıntıyı "hikaye" (story) adı altında binlerce kişinin önüne seriyor.

Mesele sadece bir fotoğraf paylaşmak değil aziz dostlar, mesele bir "ahlak" meselesidir.

Eşimizle olan en özel anımızı, çocuğumuzun ilk adımını, hatta ettiğimiz duayı bile birer "beğeni" malzemesi haline getirdik.

Oysa bizim inancımızda ibadetin gizlisi makbul, mahremiyetin muhafazası esastır.

Birileri lüks sofralarda "paylaşım" yaparken, o ekrana bakan kaç yetimin kalbi sızlıyor, kaç ihtiyaç sahibinin boynu bükülüyor, hiç düşünüyor muyuz

Daha vahimi ise "nazar" gerçeğidir.

Efendimiz (s.a.v.)'in uyarılarını unuttuk; kem gözlerin, haset dolu bakışların o huzurlu yuvalarımıza sızmasına bizzat kendi ellerimizle kapı açtık.