Büyüklerimiz ve kaybolan edebimiz

Mustafa Ceylan
14.02.2026
6

Büyüklerimiz ve kaybolan edebimiz
MUSTAFA CEYLAN

Modern çağın getirdiği baş döndürücü hız, maalesef sadece zamanımızı değil, asırlardır bizi biz yapan en mukaddes değerlerimizi de öğütüp duruyor.

Eskilerin o buram buram edep kokan, hürmet ve muhabbetle mayalanmış cemiyet hayatından gün geçtikçe uzaklaşıyoruz.

Bilhassa sokakta, toplu taşımada, hatta kendi evlerimizin içinde bile şahit olduğumuz bazı manzaralar, yüreği medeniyetimizin değerleriyle çarpan herkesi derinden yaralıyor.

Bizim inancımızda ve örfümüzde yaşlılık, bir kenara itilme, "işi bitme" veya yük olma hali değildir.

Aksine, hanenin bereketi, rızkın vesilesi, gökten inecek belalara karşı bir kalkan ve dualarıyla ayakta durduğumuz sarsılmaz bir direktir.

Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) "Beli bükülmüş ihtiyarlarınız olmasaydı, belalar üzerinize sel gibi akardı" ikazı, büyüklerimizin cemiyet içindeki manevi sigorta vasfını ne güzel özetler.

Elbette içlerinde pırıl pırıl, inancına, tarihine ve büyüğüne sımsıkı bağlı, Asım'ın nesli şuurunda gençlerimiz var; onları tenzih ederek söylüyorum.

Ancak genele baktığımızda, maalesef ciddi bir edep ve hürmet erozyonu ile karşı karşıyayız.

Ekranların soğuk ışığına hapsolmuş, sanal dünyanın sahte cazibesine kapılmış bir nesil yetişiyor.

Otobüste ak saçlı bir amcamız, beli bükülmüş bir teyzemiz ayakta titreyerek dururken; kulağında kulaklığıyla gözünü telefonuna kilitleyen, "görmezden gelmeyi" maharet sayan gençlerin hali, köklerinden koparılmış bir ağacın hüznünü andırıyor.

Sadece dışarıda değil, evde ninesinin dedesinin anlattıklarına dudak büken, onların tecrübelerini "eski kafalılık" olarak yaftalayan bir anlayış peyda oldu.

Bu tabloyu çizerken gençlerimizi yargılamak, onları incitmek niyetinde değilim.

Zira ortada bir kabahat varsa, çuvaldızı önce kendimize batırmamız icap eder.

Biz onlara, şanlı tarihimizin edep timsali şahsiyetlerini ne kadar tanıtabildik