Dünya gözlerini kapatmış, vicdanını rafa kaldırmış bekliyor.
Ama Gazze'de zaman beklemiyor.
Her geçen saat, her geçen dakika orada bir çocuğun, bir annenin, bir yaşlının, bir hastanın son nefesine dönüşüyor.
Çünkü İsrail denilen işgalci yapı, Gazze'de sadece binaları yıkmıyor, insanlığı da diri diri gömüyor.
Gazze'de hastaneler yakıtsız.
Elektriksiz.
Suyun, oksijenin, yaşamın olmadığı bir yere dönüştürüldü.
İsrail'in 2 Mart'tan beri kapalı tuttuğu sınır kapıları yüzünden hastanelere tek bir litre yakıt bile ulaştırılamıyor.
Bu bir ambargo değil, bu apaçık bir soykırımdır.
Bu planlı, hesaplı, bile isteye yapılan bir insani yıkım operasyonudur.
Nasır Hastanesi'nden gelen haberler kan donduruyor.
Elektrik sadece kritik cihazlara veriliyor, ameliyathaneler klimasız, enfeksiyon riski tavan yapmış.
Doktorlar resmen bir mezbahaneye çevrilmiş odalarda hayat kurtarmaya çalışıyor.
Peki neden
Çünkü İsrail Gazze'deki her bir insanı cezalandırmak istiyor.
Yaşayan herkesi öldürmek, hayatta kalan herkesi süründürmek için var gücüyle saldırıyor.
Saldırı artık füzelerle değil; yakıtı keserek, suyu durdurarak, elektriği engelleyerek yapılıyor.
Bu bir askeri strateji değil, bu bir vahşet yönetimidir.
Hemşirelik Hizmetleri Servis Müdürü Muhammed Sakr'ın sözleri yüreğime saplandı.
"24 saat sonra hastalar nefes alamayacakları için boğularak ölecek."
Ne demek bu biliyor musunuz
Nefessizliğe terk edilen çocuklar, oksijen maskesi çalışmadığı için yatağında can veren insanlar, göz göre göre bir katliam.

5