Bir "Allah razı olsun" demek bu kadar mı zor

Mustafa Ceylan
20.12.2025
9

Sabah evden çıkıyoruz, yüzler asık.

Asansörde komşumuzla karşılaşıyoruz, başlar öne eğik.

Trafikte yol isteyen şoförün üzerine direksiyon kırıyor, markette kasiyer kardeşimizi bir makine gibi görüp yüzüne bile bakmadan para uzatıyoruz.

Farkında mısınız

Ruhumuz daralıyor, tahammülümüz azalıyor ama hepsinden önemlisi; inceliğimizi kaybediyoruz.

Eskiden "İstanbul Efendisi" veya "Anadolu İrfanı" dediğimiz bir kavram vardı.

Sadece kılık kıyafetin düzgünlüğü değil, hal ve hareketlerin, dilin, üslubun zarafetiydi bu.

Birisi su verdiğinde, "Su gibi aziz ol" denilen bir medeniyetin çocuklarıyız biz.

Kapı ziline basarken bile, içerideki insanı ürkütmemek için nazikçe dokunan ecdadın torunlarıyız.

Peki, bize ne oldu da bu kadar kabalaştık

Günümüz dünyasının o koşturmacası, dijital ekranların soğukluğu sanki kalplerimizi de soğuttu.

Nezaketi bir "zayıflık", kabalığı ise "hakkını aramak" zanneder olduk.

Trafikte yol vereni "saf", bağırıp çağıranı "tuttuğunu koparan" sanıyoruz.

Halbuki bizim inancımızda tebessüm sadakadır.

Yerdeki taşı kenara çekmek imandandır.

"Lütfen" demek, insanı küçültmez; aksine yüceltir.

"Teşekkür ederim" demek,"Allah razı olsun" demek, karşıdakine "seni görüyorum, emeğine saygı duyuyorum" demektir.

"Özür dilerim" demek, erdemdir; hatayı kabul edip telafi etme büyüklüğüdür.

Bu kelimeler, toplumun çimentosudur.