Asrın felaketi
MUSTAFA CEYLAN
Deprem...
Coğrafyamızın değişmez gerçeği, yerin altındaki o korkutucu uğultu.
Ancak gelin görün ki, bizi asıl korkutan yerin altındaki hareketlilik değil, yerin üstüne inşa ettiğimiz o "mezarlık adayları" olmalı.
Japonya'da 7 şiddetindeki depremde kahve fincanı bile devrilmezken, bizde neden binalarımız karton evler gibi yerle yeksan oluyor
Mesele sadece jeoloji mi, yoksa sosyoloji mi
Gelin, neşteri biraz daha derine vuralım.
Yıkımın bu denli büyük olmasının temelinde, demirden, çimentodan çalınması kadar, vicdandan çalınması yatıyor.
Bir binanın temeline atılan betonun kalitesi, aslında o müteahhidin, o denetçinin, o imzayı atanın vicdan kalitesidir.
Depremin yıkıcılığı, sarsıntının büyüklüğüyle değil, o binayı yapan ellerin kirliliğiyle ölçülüyor ne yazık ki.
Görüyoruz; üç kuruş daha fazla kâr etmek için nervürlü demir yerine düz demir kullananları, deniz kumuyla harç karanları, kolon kesip dükkan genişletenleri...

8