Türkiye'nin y-önü!

Türkiye diplomasi yoğunluğu yüksek ama gücü zayıf hale gelirken, NATO'da merkez konumunun bölgesinde merkez olmaktan daha akılcı olması neden seçilmiyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Türkiye'nin dış politikadaki yön tartışmasının (Batı mı, Doğu mu) aslında iktidarın stratejik beceriksizliğinin yansıması olduğunu öne sürüyor. Çünkü etrafı ateş çemberi olan bir ülkenin duracağı yer kritik olmalıyken, diplomatik yoğunluk gücüne dönüşmüyor ve büyükelçi atamalarında profesyonellik yüzde doksan azalmış. Ancak NATO merkezinde olmak yerine bölgesel merkez olmanın rasyonel yol olduğunu söylerken, bunun uygulanabilir bir strateji mi yoksa iktidar zayıflığının mazeret mi olduğu netleşmiyor?

Zaman zaman yükselip düşen bir tartışma yoğun gündemin ortasında bir kez daha dalgalandı:

Türkiye'nin yönü ne olmalı

En son MHP'nin öne çıkardığı kısaltma var:

TR!

Türkiye, Rusya, in...

MHP lideri Bahçeli, görüşlerini Türkgün gazetesine verdiği röportajla netleştirdi. Türkiye'nin Rusya ve in eksenini daha fazla dikkatte tutması gerektiğini ancak bunun AB rotasından sapmak anlamına gelmeyeceğini vurguladı.

Ancak böyle durumlarda tartışma hemen "yön tayini" ikilemine dönüyor. Bir "taraf" öne çıkınca sanki "öteki taraf" terk edilecekmiş gibi tartışılıyor. Bunun başlıca nedeni iktidarın dış politikada bocalaması, stratejik çizgiler üretememesi...

İktidar önünü görmüyor ki yönünü görsün!

***

İç sorunların başta ekonomi olmak üzere kronik hale gelmesi dışımızdaki gelişmeleri ikinci plana itiyor. İktidarın hangi gelişme olursa olsun, bunu Türkiye'nin başarısına bağlaması nedeniyle işin özü de kayboluyor.

AKP iktidarı yola AB bavuluyla çıktı. 3 Kasım 2002'den sonra AB'ye girişin sadece tarihi belli değildi! Öyle ki 2010'lu yılları bile uzak bulan vardı. Meğer 2010'lu yıllar AB'ye giriş değil kopuş yıllarıymış. AKP'nin AB'de aradığı tek şey vardı:

Meşruiyet!

Bunu sağlasın yeterdi. Yetti de! Sonrası dal içeriye, yüklen muhaliflere!

İçinden geçtiğimiz süreç önce ülkem sonra partim diyecek bir iktidar için pek çok fırsatı beraberinde getiriyor. Dünya da yeni bir düzen kuramadı. NATO, 2010 Lizbon zirvesinde Rusya'yı neredeyse "ortak" ilan edecekti. İlişkiler öylesine sıcaklaştı. NATO'nun 2022 Madrid zirvesinde ise Rusya'nın ne ölçüde tehdit olduğuna ilişkin konseptler geliştirilmeye başlandı.

7-8 Temmuz 2026 NATO zirvesi ise Ankara'da. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler MHP'nin TR dediği günlerde, "Türkiye'nin ana yönü NATO'dur. NATO'da artık kanat değil merkez ülkeyiz" değerlendirmesi yaptı.

Aslında kanat neresi merkez neresi NATO da bilmiyor. NATO kâğıttan kaplan mı görünmez kaplan mı, o da tartışılıyor.

Bütün bunlar Türkiye'nin NATO'da merkez ülke değil de bölgesinde merkez ülke olmasının en akılcı yol olduğunu gösteriyor.

Soğuk Savaş sonrası Türkiye'nin ayağına kadar gelen pek çok bölgesel oluşum ne yazık ki ya atıl kaldı ya da büyük ölçüde işlevsiz yaşıyor. Bunlar ayrı bir yazı konusu.