Saraçhane direnişi: Mıknatıs gücü!

Bayramları bayram tadında kutlayacağımız günlerin özlemiyle bayramınızı kutluyoruz.

Dün sabah 08.00 sıralarında, yani sabah sayımı saatlerinde bütün cezaevlerinde şu anons yapıldı:

"Tutuklu ve hükümlülerin dikkatine... Ramazan Bayramı'nızı kutlar, bir dahaki bayramda aileniz ve sevdiklerinizle birlikte olmanızı dileriz. Cezaevi yönetimi!"

Bir sonraki bayramda bu dileğin yerine gelmesini dileyelim.

Hapiste "güzel günler hüznü" diye tarif edebileceğimiz anlar vardır. Tek tesellisi bayram açık görüşüdür. Zaman her zaman yavaş geçer, açık görüş diliminde gaza basar.

Açık görüşten geriye nedense en çok ayrılık anı kalır! O an içinizde büyür küçülür, yakınlaşır uzaklaşır... O anın üzerine hayaller, kavuşmalar yüklemeye başladığınızda girdaptan çıktınız demektir!

***

Yüreği Silivri'yle atanlar 18 Mart arşamba akşamı Saraçhane'deydi. Birinci yılda 99. buluşma! "Millet iradesine sahip çıkıyor" mitingleri İstanbul'un bütün ilçelerinden Anadolu'nun uç bölgelerine kadar bir yıl kesintisiz devam etti.

Saraçhane'de, Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının tutuklandığı günün yıldönümündeki mitingde mücadele azmi yüksek büyük bir kitle vardı.

Mitingden saatler önce oradaydık. Miting çevresi araç trafiğine öğleden sonra kapatıldı ama Bozdoğan Kemerlerinden Fatih Camisi'ne insan trafiği de fena değildi.

Mitinge Antalya'dan gelen kamu kuruluşunda çalışan bir mühendis tek başına yola çıkmış. "Herhangi bir parti üyeliğim yok. Ama bugün burada olmak istedim" diyor.

Heyecanlarına bakılırsa en genç grup Emekli-Sen üyeleriydi. İş yaşamından emekli olabilirsiniz ama mücadeleden emeklilik isteğe, heyecan gücüne bağlı! Bir kitabıma adını koymuştum, heyecan yaşlanmaz!

CHP'nin İstanbul'un doğusundan batısına bütün ilçeleri gruplar halinde alana akarken Kartal Tuzla'ya, Pendik Kadıköy'e karıştı.

Başlangıçta bu mitinglerin iki haneli rakamları geçmeyeceği söyleniyordu ama bir yılda üç haneyi buldu.

Millet iradesine sahip çıkıyor mitingleri tarihimizin büyük toplumsal hareketleri arasındaki yerini aldı. Başta Gezi olmak üzere önceki toplumsal hareketlerin iki önemli eksiği vardı:

1- Lideri yoktu.

2- Hedefi yoktu!

Bu saptamayı kesinlikle küçümseme duygusuyla yapmıyoruz. Bir gerçeklik. Şimdi lideri var, hedefi var:

Özgür Özel'in genel başkanlığında iktidar değişikliği!