Meclis'ten Meclis'e tavsiyeler!

TBMM çatısı altında ama TBMM'nin genel işleyişi dışında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarını tamamladı.

Kamuoyunda bilinen adıyla Terörsüz Türkiye Komisyonu'nun çalışması elbette kıymetli. Sürekli rejimin kalbi olmasını dilediğimiz TBMM'de böyle bir çalışma yapılması başlı başına birikim. Elbette ideal olan bu birikimin bereketi olması, hedeflenen amaca ulaşılması...

İşte bu noktada kritik bir eşiğe geldik.

Komisyon raporunu hazırladı. Yapılması gerekenleri sıraladı. Yedi bölümden oluşan raporun ilk dört bölümü sürecin özetini içeriyor. "Yapılması gerekenler" altıncı ve yedinci bölümde yer alıyor.

Kolayca tahmin edilebileceği gibi sürpriz yok!

Zaten böyle bir komisyona olağanüstü beklentiler yüklememek gerekir.

***

Ekleriyle birlikte toplam 84 sayfalık raporda altıncı bölümde DEM Parti'nin istemlerine karşılık gelebilecek cümlelerin, yedinci bölümde de CHP'nin demokratikleşme paketlerindeki maddelerin izi vardı.

Raporun "ekler" bölümünde partilerin ayrı ayrı verdiği raporlara ulaşma adresleri sıralamış. Bir bakıma her partinin kurumsal görüşü raporun bütünlüğü içinde yer alıyor. Daha önceki 20 toplantıda kimlerin, hangi kurum temsilcilerinin dinlendiği de sıralanmış.

Raporun dili "tavsiyeler" diye özetlenebilir. Tavsiyelerde hem yapılması gerekenler hem de yapılmaması gerekenler var. Örneğin, terör örgütünün silah bıraktığına ilişkin devlet kurumlarının teyidi olmadan hareket edilmemesi gerektiği vurgulanıyor.

Toplumsal bütünleşmeye farklı farklı bölümlerde dikkat çekilmiş.

Ancak ille de yasa!

Atılacak adımların yasal zemininin şart olduğu ısrarla vurgulanıyor!

Bu noktaya dikkat çekmemizin nedeni şu:

22 Ekim'den bu yana sürecin hemen her aşamasında, "Bütün bunlar için yasal zemin şart. Hangi yasalar çıkarılacak" diye sormuştuk. Buna karşılık, "Hiçbir şart yok, terör sona erecek, o kadar" yanıtı verilmişti!

İşte geldiğimiz nokta bu! Yani çıkarılması gereken yasaların tarifi!

Rapor bu yasaları tarif ederken iki yere gönderme yapıyor:

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları!

Bu vurguları görünce mırıldanmadan edemedik: