İmamoğlu'ndan mektup: Milli irade vurgunu!

Hafta başında Ekrem İmamoğlu'ndan bir mektup aldık. Hapiste mektup almak hücrede bir pencerenin açılması kadar iyi gelir. Hapiste mektup yazmak bir çığlıktır. Sesini o an kavuşamayacağın uzak bir yere duyurma arayışıdır.

İmamoğlu ile geçen yılki koşullarda izin alarak yapabildiğimiz altı görüşmede de hapishane koşullarından söz etmeyi sevmediğini vurguladı. "Günler nasıl geçiyor" türünden sorularla zorlayınca da okuduğu kitaplardan söz etti, konuyu hemen davaya, demokrasi mücadelesine getirdi.

Silivri'de rutubet başlamıştır. İki hafta sonra güneş havalandırmayı terk edecek. 7 metre yüksekliğinde 5 adıma 14 adımlık havalandırma kuyu gibidir. Adı havalandırma ama yavru kuş düşerse havalanamaz. Güneş şubat ortası gelecek...

***

Yazıya İmamoğlu'nun arzu etmediği yerden girdik, mektuba gelelim...

İktidarın yüz yılı aşan Cumhuriyetin bütün kazanımlarını hedef aldığını vurgulayarak başlayan mektup, "Artık mücadelenin adı Cumhuriyet, demokrasi, adalet mücadelesidir. Sahibi de kıymetli halkımızdır" diye devam ediyor.

Sonra sıcak konulara giriyor:

"Saray rejiminin tercihi, artık açık bir vurgun düzenine dönüşmüştür: Fon vurgunu, medya vurgunu, adalet vurgunu ve hepsinin üstünde milli irade vurgunu.

14-17 Ekim'deki savunmamda İBB iftiranamesini yazdıranları ve yazanları milletin huzurunda yargıladım. Şimdi milli irade vurgununun en pervasız, en utanmaz örneklerinden birini dikkatinize sunmak istiyorum: Esenyurt.

Prof. Dr. Ahmet Özer, Türkiye'nin en büyük ilçesi Esenyurt'un halk tarafından seçilmiş belediye başkanıydı. 30 Ekim'de düzenlenen bir operasyonla gözaltına alındı.

Ahmet başkan daha gözaltındayken Beyoğlu Kaymakamı Can Aksoy bir anda İstanbul Vali Yardımcılığı'na getirildi. Ardından Ahmet başkan tutuklandı ve aynı isim, aynı gün Esenyurt'a kayyum olarak atandı. 'Tesadüf', değil mi

Kayyumun ilk icraatı, Beyoğlu'nda AK Parti döneminde belediye başkan yardımcılığı yapmış Yusuf Ulutaş'ı Esenyurt'a başkan yardımcısı olarak atamak oldu. Kadroların geri kalanı da aynı ölçüyle dolduruldu: parti, eşdost, akraba...

Sonra perde aralandı. Kayyumun bir numaralı yardımcısının evinde ve 'yedek kasa' olarak kullandığı ikinci evde 7 milyon 450 bin 854 dolar, 431 bin Avro, altınlar, ziynet eşyaları, pırlantalar ve saatler çıktı. 500 milyon lirayı aşan bir para kulesi! Faturanın tamamı da tek bir kişiye, başkan yardımcısına kesildi.

Şimdi iki tabloyu yan yana koyun.