Gün ardından gün doğar!

Değişim, yaşamın her alanında karşılık bulan, en çok da siyasete yakışan sihirli bir sözcüktür!

Bir mıknatıs gibidir, her kesimden insanı çeker!

En önemli çıkış yoludur, mevcuttan bıkan seçenek arar!

Demokrasinin oksijenidir, toplumun sandıktan umudunu kesmemesini sağlar!

Uygarlığın enerjisidir, bilinenden daha öteyi arar!

Değişimi iyi anlatan dizelerden biri, Kazak şair Abay'ındır.

Der ki:

Gün ardından gün doğar

İlerleme değişmez!

Fikir fikri kovalar

Yele binsen yetişmez!

***

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu'nun CHP'de başlattıkları değişimin butlan çıkmazına girmesinin ardından giriştikleri yeni yol, siyasetimizde çok güçlü değişim rüzgârlarının esmekte olduğunu, esmeye devam edeceğini gösteriyor!

İki aydır yeri geldikçe vurguladığımız gibi, çok büyük bir kırılmanın ve karılmanın içindeyiz!

inli bilge bu rüzgârı şöyle tarif etmiş:

Değişim rüzgârları esmeye başlayınca akıllı insanlar değirmen kurar, akıllı olmayanlar duvar örer!

Yeni bir değirmen kuruluyor!

Bu değirmen, millet şelalesinin hemen önünde.

Toplum gerçek anlamda, fakruzaruret içinde harap ve bitap.

Gazilerin haklarını alabilmek için tek güven duydukları yerin Güvenpark olduğu günlerdeyiz.

O gaziler ki bu ülkenin caddelerinde, sokaklarında dolaşan canlı bayraklarıdır! Bir yanda açlığın, bir yanda gaziler arasındaki maaş uçurumunun kahrını yaşıyorlar!

Madencilerin haklarını alabilmek, seslerini duyurabilmek için başkente çıplak ayakla yürüdüğü günlerdeyiz!

O madenciler ki yerin üstünün yerin altından daha karanlık olduğu günleri yaşıyorlar! Kimi statülerde asgari ücret kadar bile para alamayan öğretmenler ancak açlık grevi yapıp polis müdahalesine uğrarlarsa haber oluyorlar. Ancak bu durum seslerini malum eğitim bakanına duyurmaya yetmiyor!

Bir ülkede öğretmenlerin midesinden gelen ses, ders zili sesini bastırıyorsa o ülkede ilk dersi yöneticilere vermek gerekir!