Cumartesi günü Almanya'nın Köln kentinde Sosyal Demokrat Halk Dernekleri Federasyonu'nun (HDF) düzenlediği "Göçün 65. yılı" konulu sempozyumda konuşmacıydık.
Türkiye hapşırsa yurtdışındaki yurttaşlarımız nezle olur, derler ya... Bunu bir kez daha yaşadık. 1961'de Türkiye ile Almanya arasında imzalanan bir antlaşma ile resmen başlayan işçi göçünden bugüne inişli çıkışlı pek çok süreçler yaşandı. Almanya sadece hızlı kalkınmasını sağlayacak emek gücü ithal ettiğini düşündü ama onlar insandı.
Benim doğduğum köyün neredeyse yarısı "Alamancı"ydı. Yazın onların fötr şapka ve birkaç bavulla gelişi davulla karşılanırdı. Köyün bütün iklimi değişirdi. Başlıca hayalleri iyi para kazanıp geri dönmek, bir ev yaptırıp bir traktör almaktı. Dört kuşak geçti. Gelinen nokta şöyle özetlenebilir:
İlk kuşak için, "Ahh bir Almanca öğrensem" kaygısı vardı. Son kuşak için şu kaygı önde: "Ahh bir Türkçe öğrenseler!"
***
HDF Köln Başkanı Filiz Kalaman'ın yönettiği sempozyumda CHP Eskişehir Milletvekili Utku akırözer, HDF onursal başkanları Etem Ete ve Ahmet İyidirli, SPD milletvekili Turgut Yüksel'le birlikte konuşmacıydık. Göçün 60. yılında Ekrem İmamoğlu, "Misafir, Göçmen, Yerli" başlığıyla kapsamlı bir eserin ortaya çıkmasını sağlamıştı. Bunu anımsatarak konuşmaya başlarken İmamoğlu'nun kucaklaşma özlemini ve selamlarını ilettik. İmamoğlu'nun aldığı alkış, özlemin karşılıklı olduğunu gösteriyordu.
İzleyicilerin de aktif katılımıyla pek çok konu gündeme geldi. Birkaç maddeyi paylaşalım:
1- Almanya'da aşırı milliyetçi Alternatif Parti'nin yükselişi çok ciddi bir kaygı. Tüm Avrupa'da aşırı milliyetçilik yükseliyor ama Almanya'nınki ötekilere benzemez. Başta sosyal demokratlar olmak üzere öteki partiler seçenek oluşturmakta zorlanıyor.
2- Türkiye'de siyasi partilerin yurtdışındaki yurttaşlara bakışı, "Acaba oylarını kime verecekler" sorusuna yanıt aramaktan daha öteye geçmeli. Bir örnek vermek gerekirse Türkiye'de emeklilik için yıllarca prim ödemiş Almanya'da yaşayan yurttaşımız eğer çalışıyorsa emekli olamıyor. Türkiye'dekine verilen hak Almanya'dakine verilmiyor. Buna benzer pek çok örnek aktardılar.
3- Buna karşın Almanya'daki iktidarlar da Türkiye'yi üçüncü dünya ülkesi olarak görüyor, ona göre davranıyor. Verdikleri pek çok örnekten biri şuydu; Almanya vatandaşı olmuş bir Türk başarı elde etmişse "İşte Alman vatandaşı budur" diyorlar. Aynı statüdeki bir başka kişi olumsuzluğa bulaşmışsa "Bir Türk bunu yaptı" diyorlar!

15