Bugün 12 Eylül!

Tarihimizde iki önemli 12 Eylül var:

12 Eylül 1980...

12 Eylül 2010...

Birincisi askeri darbe! Bugün 46. yıldönümü. 11 Eylül'de tüm ülkeyi kasıp kavuran terör 12 Eylül'de bitti! 13 Eylül'den itibaren 5 generalin karar vericiliğinde demokrasinin tüm kurumlarının ya kapatıldığı ya da başkalaştırıldığı yeni bir devlet yapısı oluşturuldu.

Bugün hâlâ o dönemin anayasasını kullanıyoruz! Üçte biri değiştirilen, önemli bölümü günün gereksinimlerine göre birkaç kez elden geçirilen bu anayasaya dayalı yapılan Siyasi Partiler Yasası'na dokunulmadı!

12 Eylül yönetimi kendi iktidarını dokunulmaz ve sürdürülebilir kılmak için halkın yeni anayasaya evet demesi gerekiyordu. Bunun için de şu karar oluşturuldu:

Bu anayasa geçerse 7 Kasım 1983'te seçimler yapılacak, parlamenter sisteme geçilerek!

***

Halkın yeni anayasaya ya da köklü bir anayasa değişikliğine evet demesi için kullanılan yöntem 2010'da da denendi ve "başarılı" olundu!

12 Eylül 2010'daki anayasa referandumunun ruhu Anayasa Mahkemesi'nin ve yüksek yargının üye yapısının kökten değiştirilmesiydi. Bu iki temel değişikliğin etrafına milletin neredeyse tümünün "çok doğru" bulacağı maddeler eklendi. Sendikalaşma hakkının genişletilmesine, orman köylülerine yeni haklar verilmesine kim hayır der!

Buna karşın 10 seçmenden 4'ü kritik maddeleri dikkate alarak hayır dedi. FETÖ bu anayasa değişikliği referandumunu şunu söyleyecek kadar destekledi:

"Keşke ölüler de mezarından kalkıp oy kullansa!"

Bu değişikliklerle yüksek yargının yapısı adeta başkalaştı.

Devamı 15 Temmuz'a kadar uzandı!

Her iki 12 Eylül de bir daha yaşanmasını istemediğimiz, demokrasiyi alabora eden süreçler.

Geldik bugüne.

Bugün 12 Eylül 2026.

Birinci 12 Eylül'ün 46., ikinci 12 Eylül'ün 16. yıldönümü!

Bugün millet iradesine saygı, hukukun üstünlüğüne güven ne durumda

Uzun uzun irdelemeler yapmaya gerek yok!

İki ilçenin durumunu aktarmak yeterli.

Üsküdar ve Foça!

İki yıla yakın süredir yerel yönetimlerle ilgili operasyonlarda şu ikilemi hep vurguladık:

Kimse dokunulmaz değildir, elbette belediye başkanları da haklarında yolsuzluk iddiaları olduğunda soruşturulmalı. Ancak operasyonlar yolsuzlukla mücadele etmekten çok muhalefetle mücadele etmek sonucunu doğuruyor!