Ankara'da 1 Mayıs baharı!

Başkentte toplumsal buluşmanın ana adresi Tandoğan Meydanı dün özlemini çektiğimiz bir bayram buluşmasına tanık oldu.

Gözümüz kulağımız 1 Mayıs İşçi Bayramı'nın sembol yeri Taksim'deydi. İstanbul'dan gelen haberler gerilimliydi ama Tandoğan solun bütün renklerini içinde barındıran bir ahenk içindeydi.

ODTÜ ve Hacettepe öğrenci grupları Ankara Üniversitesi tarafında kendi aralarında kurdukları dayanışma ile dikkat çekiyordu. Platformu arkamıza alıp alana bakınca bir çırpıda 20'den fazla grup, örgüt, parti adı saydık. Kimileri uzun yılların birikimini bugüne taşımış emektar örgütlerdi. Devrimci grupların militan duruşu "bütün" içindeki dalgalanmalarda en hareketli bölümdü.

Böylesi buluşmalarda bizim de anılarımız yakın geçmişin sayfalarından çıkagelir! 1990'lı yıllarda haftada bir buluştuğumuz üniversite gruplarından iki kişi o günlerin gülüşüyle karşımıza çıktı.

***

Tandoğan'a damgasını doğal olarak maden işçileri vurdu. Bağımsız Maden-İş Sendikası üyesi işçiler Eskişehir'den Ankara'ya yürüyüp dokuz günlük açlık grevinin ardından haklarını almış olmanın haklı gururu içindeydi.

Her biri baretlerini başlarına bir madalya gibi geçirmiş, onurla taşıyorlardı. "Emek en yüce değerdir" sözünün ete kemiğe bürünmüş haliydiler. İnsanlar böylesi başarılara susamış. Onları gören soluğu yanlarında alıyordu. Onlardan biri de bizdik. Yüzlerine tarifsiz bir gülümseme yerleşmiş. Konuşurken de dinlerken de aynı ifade şekli bir bayrak gibi dalgalanıyordu.

Beş altı kişilik bir madenci grubunun arasında en kıdemli olan 66 yaşındaki Nazım etin'di. Yüzü Kurtuluş Parkı'ndan tanıdıktı. Gülüşü ve bakışları gepegençti. Nazım, Cumhuriyet gazetesiyle tanış olduğunu söyleyip okuduğu yazarlardan söz edince sohbetimiz biraz daha derinleşti. İhtiyatlı bir iyimserlik içinde... Şöyle dedi: "Madenciliğe devlette başladım. Pek çok dönüşüme tanık oldum. Madenlere teknolojinin girişini sağlayan kuşağım. Elbet teknoloji daha da gelişecek ama emek hepsinin üstünde. Yine de emek gerek. Gücümüzün farkındayız. Direndik, kazandık. Bizim işimiz üretim. Şimdi onu bekliyoruz."

Vedalaşma 40 yıllık dost gibi olunca madenci Nazım'a takıldım:

"Adın Nazım, soyadın etin. Sen mücadele için doğmuşsun."

Madenciler Türkiye'nin dört bir yanından kutlama ve destek mesajları alıyormuş. "Bir tek 'Haksızsınız' diyene rastlamadık. Keşke düzen sağlıklı işlese de en doğal haklarımızı bu kadar zorlama ile almak durumunda kalmasak" diyorlar.