Bugün CHP'nin içinden dışına çıkalım! Hatta Türkiye'nin de dışına çıkıp sonra içeri girelim.
ABD Ortadoğu'da etkin olmanın iki ana yolu olduğunu düşünüyor:
1- Ulus devletleri ortadan kaldırmak. Bunu yapamazsa gevşetmek!
2- Komşu ülkelerin birbirine düşman ABD'ye dost olmalarını sağlamak!
20. yüzyılın ikinci yarısında kuzeydeki Sovyetler'in güneye, Arap coğrafyasına inme tehlikesine karşı "bütün" bir Arap dünyası gerekiyordu. Bu bağlamda Arap milliyetçiliğini destekledi. Yeşil kuşak projesini hayata geçirmeye çalıştı. Bugün o tehlike geçince, bu bölgeyi kontrol etmek için yukarıdaki iki madde temelinde siyaset üretiyor.
Bölgenin üç hedef ülkesi var:
Türkiye, Mısır, İran.
Mısır'da Sisi yönetimi ABD rayında ilerliyor.
İran'ın Arap ülkelerine "düşman" tutulması önemli! Ancak bu yetmiyor. İran'ı daha parçalı hale getirmek ve rejimini "hizaya" sokmak gerek! Bu konuda İsrail'le hedef ortaklığı var ama o hedefe giden yol çatallı.
ABD, İran rejimini "ehlileştirmek" yeterli diye düşünüyor. İsrail ise tam kontrol altında bir rejimden yana.
***Türkiye boyutu ise iç içe geçmiş, adeta "matruşkayı" andıran unsurlar içeriyor.
Her şeyden önce Türkiye bölgenin tek NATO ülkesi. Özellikle Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) bağlamında Türkiye bir yandan hedef bir yandan ortak!
Birbiriyle zaman zaman çok zıt gündemler içeren bu iki gerçekliği harmanlamak hiç de kolay değil. Hem ABD ile kol kola olacaksın hem de ABD'nin Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerine ters politikalarına evet diyeceksin!
Bugün Türk-Amerikan ilişkilerinde "başarılan" bu!
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi, Suriye ve son olarak Irak'ta Trump'ın özel temsilcisi Tom Barrack açık sözlülüğüyle bu politikaların daha anlaşılır olmasını sağlıyor.
Barrack'ın yeri geldikçe, gelmedikçe vurguladığı iki derin düşüncesi var:
-Türkiye'ye en uygun rejim merhametli monarşi!
-Türkiye, İran, Irak ve Suriye'deki Kürtlerin birlikteliğini hedefliyoruz.
İki düşünce birbirinden bağımsız gibi görünse de öyle değil.
Barrack'ın öncülleri 1990'lı yıllarda Türkiye için şu yönetimi biçmişti:

14