Türkiye'de ne zaman kulüplerin borcu ortaya çıksa, "Bir gün gelecek, bu kulüpler yabancılara satılacak" korkusu salınmaya başlıyor. İşin doğru ya da yanlış olduğu konusu, ayrı bir yazı konusu...
Ancak bugün Türkiye'de bunun şimdilik tek örneği var: Göztepe...
"Doğru yönetim modeli olduktan sonra ha yabancı yönetmiş, ha Türk idare etmiş" sözünün Süper Lig'de vücut bulmuş hali... Elin oğlu gelip, ders verir gibi kulüp yönetiyor. Üç paraya aldığı futbolcuyu, on paraya satarak hem kar ediyor hem de bugün, Süper Lig sıralamasında dördüncü sırada...
Grenoble'dan 850 bin euroya aldığı Olaitan'ı Beşiktaş'a 5 milyon euroya pazarladı. Gelecek bonusu da cabası... Romulo, Leipzig'e 20 milyon euroya giderken, bizim büyükler düşünmedi bile... Onlar için kalibresi düşüktü! Ya da ederi fazla!
Bugün Göztepe'de başkanlık koltuğunda Rasmus Froekiaer Ankersen adındaki Danimarkalı var. Ama eski başkan Mehmet Sepil'in etkisi hala hissediliyor. Kulübünün aşığı Sepil, futbol kısmını alan Sport Republic'e öylesine güvendi, inandı ki, en popüler branşı bıraktı, kendini amatör şubelere adadı.
Bugün hangi başkan böyle güçlü bir koltuğu devredebilirdi Paraya-pula ihtiyacı yoktu. Göztepe'de hep doğruyu yapmaya çalıştı. Ancak, İzmir'in bu güzide kulübünün geleceği için de en doğrusunun bu uygulama olacağına inandı, başardı.
Başardı diyorum. Kupa, lig şampiyonluğu yok. Ancak bir "kültür" oluştu, bir "model" en doğru ellerle buluştu. Üstelik, Türkiye'nin en tutkulu, en iyi taraftarından birine sahip bir camiada, "gönül" kulübünü kurdu.
Bakmayın ligin dördüncü sırada bulunduğuna... Lider Galatasaray 14 gol yemişken, onlar 12 ile en az gol yiyen takım kimliğinde... Üç büyüklerden Beşiktaş'ın üç puan önünde, Avrupalı Samsunspor'un 10 puan ilerisinde... Diğerlerini saymaya gerek var mı
Üniversitelerin "spor yönetimi" bölümlerinde okuyanlar için, bir tez konusu olabilecek kalitede...
Mesela, bu sezon için soruyorum; kaç kere Başkan Ankersen'in bir demecini, röportajını ya da ağlamasını duydunuz Ya da CEO konumundaki Kerem Ertan'ın bir açıklamasını... Mehmet Sepil'in futbola dönük bir başkaldırısı oldu mu
Daha da ötesi, hakemlerle dalaşan, onları markaja alan ya da etkileme adına çevresini saran kaç Göztepeli oyuncu gördünüz Canı yandığı maçlardan sonra bile, yönetimden herhangi birinin, "Yandık, bittik", "Bu hakem düdüğünü asmalı" dediğine şahit oldunuz mu
Basında yazılana göre, takımın maaş toplamı; 8 milyon 649 bin 262 euro... Evet evet, yanlış okumadınız. Deve dişi futbolcuların sadece vergisi bu kadar... İsim vermeyeyim de ayıp olmasın!
Kimseye borcu yok. Kazandığı para çok. Yapısal anlamda örnek, Türkiye'de tek...
Şimdi gelin de, "yabancı sermaye"yi tartışın. "Doğru model" Göztepe gibi olursa, baş tacı yapın.
Balık kavağa çıkınca!
Galatasaray Divan Kurulu'nun aylık toplantıları er meydanı olarak anılır. Son toplantının "başpehlivanı" da, Taner Aşkın oldu. Aşkın, öyle noktalara dokundu ki, Galatasaray'ın iç siyasetini bilenler, bu "acı sözler"in ne kadar "dostça" olduğunu ileriki dönemde daha iyi görecek.
Ancak bana göre en önemli bölümü, Riva meselesiydi. Divan'ın duayenlerinden Taner Aşkın, "Riva'dan para gelecek. Ne zaman gelecek Balık kavağa çıktığı zaman... Bunları alıp da nakit akışında gösteremezsiniz. 9 milyar. Hangi 9 milyar Ben inşaatçıyım arkadaşlar, inşaatçıyım. Ben bugün değerine değil, yüzde 30-yüzde 40 altına mal satamıyorum. Neden bahsediyoruz Neyi konuşuyoruz Kim alacak o evleri" derken, keşke Başkan Dursun Özbek de orada olabilseydi...

17