Ben olsam çok kıskanırdım. Hangi branşın federasyonunun başkanı olursa olsun, böylesine bir başarıyı görmek ister, altyapıdan yetişen nadide güllerin hasadını kendi elleriyle yapmayı gönülden diler.
Futbolda Dünya Kupası'nda yediğimiz tokadın acısı yanağımızdan eksilmeden, kızlarımızın voleyboldaki bu busesi o kadar değerliydi ki... Malum, Milletler Ligi'nin kadınlarda şampiyonu, Türkiye... Keşke Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, bazılarını yanına stajyer alsa da, bunları futbola uygulatsa...
Belki çoğu kişi hatırlamaz, aynı Üstündağ, futbolda Mehmet Ali Aydınlar döneminde yöneticiydi. Futboldan ayrılığı iyi mi oldu, kötü mü tartışılır. Ancak voleybol için hayırlı olduğu aşikar... Belki de yarın Türk sporu adına çok daha önemli görevler alabilir. Kim bilir
* * *
Dünyanın bir numarasından, iki numarasına geçelim mi Ama futbolda... İşin içinde yine var bir numara! FIFA, 2030 Dünya Kupası'nı İspanya, Portekiz ve Fas'a verdi. Ancak 64 takımlı olması durumunda Arjantin, Paraguay ve Uruguay'da da birer maç yapılması fikri benimsendi.
Yani ev sahibi olacak 6 ülke... Son tartışma şu, Güney Amerika'nın üç takımı birer maça ev sahipliği yaptığı için elemelere katılmadan turnuvaya katılacak mı Kısacası, birçok kişideki yaygın kanıda olduğu gibi Arjantin yine FIFA tarafından kollanacak mı
* * *
Kollanma demişken, "yabancıdaki 10+4 kuralı" için yeni bir formül geliştirilmeye çalışılıyor. Bunun kulüpleri kollama adına olduğu bir gerçek.
Ne diyordu 10+4 kuralı 14 yabancının 10'u için herhangi bir koşul aranmazken, 4'ünün 01.01.2003 veya daha sonra doğmuş olması gerekiyor. Yani 4'ü 23 yaşından daha genç yabancı olmalı... Ne zaman dediler bunu Geçen sezonun başında... Bugün statüye çomak sokmak isteyenler, o gün itiraz etti mi Ettiyse, Tahkim Kurulu ne cevap verdi
Şimdi yeni fırıldak şu; 10+4 devam etsin ama 23 yaş baremi 25'e çıkarılsın. Her durumda nasıl da işin içinden çıkacak bir şeyler bulunabiliyor. Helal olsun!
Türkiye Futbol Federasyonu bunu kabul ederse de şaşırmayın.
* * *
Şaşırmayın diyorum ama yine de şaşırmadan yapamıyorum. Süper Lig Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı olarak Spor Güvenliği toplantısında kürsüye çıkan Ertuğrul Doğan, "kolluk kuvveti" ücretlerinin de devlet tarafından ödenmesini talep etti.
Doğan bir anlamda haklıydı. Çünkü kamu güvenliği, devletin görevleri arasındadır ve futbol karşılaşmaları da kamusal bir faaliyet olarak değerlendirilmelidir.
Ancak hiç inandırıcı değiller. Birçok konuda sırtlarını devlete dayadıkları yetmiyormuş gibi, polisin üç kuruşluk fazla mesaisini ödemek zul geliyor. Orada sabahtan akşama, karda, kışta, güneşte görev yapan emniyetçinin parasını da devlet ödesin öyle mi Size bir bilgi daha... Polis kardeşlerimiz, ancak Süper Lig müsabakalarında para alabiliyor. O da stattaki güvenlik mensuplarının yarısı kadarı... Yani statta 500 özel güvenlik var, maç için 3 bin polis görevlendirildi. Fakat 250'si para alabiliyor. Diğerleri yine hayrına! Bu durum, riskli müsabakalarda üçte iki oranına ulaşabiliyor. 1., 2., 3. Lig maçlarındaki kolluk kuvveti mi Bedavacı! Yani parasız görev yapıyor.

29