Livakoviç de bu golleri yerdi!

Fenerbahçe, sadece Sidiki Cherif'e güvenerek En-Nesyri'yi, Jhon Duran'ı, Cenk Tosun'u gönderebiliyorsa ve bunu hala savunabiliyorsa, altında başka nedenler ararım.

Fenerbahçe, Livakoviç'i, İrfan Can Eğribayat'ı, Ertuğrul Çetin'i gönderip; Ederson'u, Tarık Çetin'i, Mert Günok'u alıyorsa, teknik heyeti sorguya çekerim. "İrfan Can kendi istedi" derseniz, yedek kalacaksa Samsunspor'da değil, Kadıköy'de otururdu diye düşünürüm. İki kuzen Ertuğrul ile Tarık arasındaki temel farkın ne olduğu sorgulanıyorsa, ciddi bir soru işareti var demektir. "Ederson'u kim istemezdi" mantığından yürüyüp, performans tartışması süslü cümlelerle kamufle edilmeye çalışılıyorsa, bana da şunu söyleme hakkı doğar:

Livakoviç'in gitmesine gerek yoktu ki... Bu golleri o da yerdi. Zaten Livakoviç böyle goller yediği için gitmedi mi

Galatasaray'ın ardından ikinci olmak için böyle bir kadro yapıldıysa buna gerek yoktu. Ama yine de insaflı olmak gerek! Geçen sezonu 11 puan arkada tamamlayan bir takım, bugün 4 puan gerideyse, Fenerbahçe mi kendini geliştirdi yoksa Galatasaray mı geriye gitti

Çünkü, Galatasaray koskoca sezonu 1 mağlubiyetle bitirmişti, şimdiden 2'si var. Hele 4 yenilgisi bulunan Fenerbahçe, bugün hiç mağlubiyet görmemiş. İşte iki takımın bir sezon sonrasındaki fark(!)

Şampiyon kim olur bilemem. Ancak kimin üzerinde yük olacağını biliyorum. İkisi de şampiyon olamazsa, bu yükün altında kalacakları kesin... Fatura yönetime çıkar, yönetimler de teknik heyeti taşlar. Futbolcuya bir şey olmaz, gönderilecekler bile parasını cebini koyup başka takımlarda keyif çatar.

Trabzonspor ile Beşiktaş'ı konuşmuyoruz bile... Zirvedeki iki takım dışındaki her şampiyonluk, Okan Buruk ile Domenico Tedesco'nun günah defterine yazar. Bakın, Şampiyonlar Ligi'nde daha şimdiden kotasını doldurup, sevaplarını katlayan Buruk, bu halde bile sorgulanır, bilesiniz.

Bir Piontek vardı

Türk futbolunun gelişiminde büyük katkısı bulunan Sepp Piontek, geçtiğimiz hafta son yolculuğuna uğurlandı.

Yüzeysel olarak, sadece rakam bazlı baktığınızda, Piontek başarısız bile sayılırdı. 26 maçta sadece 4 galibiyet, 15 mağlubiyet ve 7 beraberlik... İrlanda ve İzlanda'dan 5, Macaristan ve İngiltere'den 4 yiyen, San Marino ile berabere kalan A Milli Takımı'nın başındaydı.

Ancak, Danimarka'yı Danimarka yaptığı gibi, Türkiye'nin, ay-yıldızlı ekibin şatafatlı günlerinin temellerini atmıştı. Türkiye'yi bölgelere ayırmış, önce buradan bir milli takım taraması yaptırmış, ardından gelenleri de kendi içerisinde sınamıştı. Yoksa, böyle bir sistem uygulamaya girmese, o dönemde 2. Lig'de yer alan Karabükspor'dan Vedat İnceefe diye biri A Milli olabilir miydi Ya da şöyle sorayım, bugün bırakın 2. Lig'i 1. Lig'de kadroyu zorlayan var mı