Köpekler istedi diye atlar ölmez
Mircea Lucescu'nun 80 yıllık hayatında futbol felsefesi ve insani değerler ne kadar iç içe geçmişti ki, bir Pele formasını 1.8 milyon euroya satmak yerine müzeye bağışlayabiliyordu?
Yazar, Mircea Lucescu'nun sadece bir futbol teknik direktörü değil, aynı zamanda insani değerleri ve felsefesi ile takımlarına damga vuran bir lider olduğunu iddia ediyor. Bu iddiayı, Lucescu'nun Galatasaray'daki döneminden başlayarak kişisel anekdotlar ve yakın çevresinin anlatımlarıyla destekliyor. Pele'nin formasını milyonlara satmayıp müzeye bağışlayan bu tutumun, gerçekten futbolun maddi değerlerinin ötesinde bir vizyonu yansıtan seçim mi yoksa basit bir duygusal karar mı olduğu sorusu kalıyor?
Bükreş'te sadece toprağa verilen Mircea Lucescu değildi; son yüzyılın futbol filozofu, her takıma lazım olan bir spor ekonomisti, üç-beş paraya tepeden tırnağa şampiyon yaratan bir futbol idealisti bu dünyadan göçüp gitmişti.
Ömrü boyunca her yere damgasını vurdu Lucescu...
Fenerbahçeli Lucescu
Fenerbahçe formasıyla hazırlık maçına çıktığı bile bilinir futbolculuk döneminde... 1970'lerde o günleri, takım arkadaşı Engin Verel'den dinlemiş, MİLLİYET arşivlerinden de bakmıştım. Dinyeper ile oynanan karşılaşmayı Erkan Göksel yönetirken, Lucescu da Radu ile birlikte sahaya çıkmıştı. Fakat "demirperde" ülkesi olan Romanya, bu transfere izin vermedi ve Luce'nin Fenerbahçe macerası başlamadan bitti.
Fatih Terim gibi bir efsanenin ardından göreve gelmek yürek işiydi-becerdi. O zor dönemde, parasal sıkışıklıkta transfer diye tutturmadı, eldeki imkanlarla en iyisini yaptı. Kader onu, şampiyon olduğu yıl Galatasaray'dan ayrılmak zorunda bıraktı.
İtiraf ediyorum; kişisel olarak değil ancak kurumsal anlamda, bu işe dahlimiz vardı. O dönem Fanatik Gazetesi'nde Galatasaray editörü idim ve ligin sonu yaklaştığında bir anket yaptık:
"Galatasaray'ın yeni sezonda teknik direktörü kim olmalı"
'Sizin yüzünüzden...'
Tabii o zamanlar bu şekilde dijital mecralar yoktu. Faks ve e-mail ile işe girişmiştik. Sonuç; ezici bir şekilde Fatih Terim çıktı. Gazetede yayınladıktan sonra bunların hepsinden birer çıkış alarak dosyaladım ve Genel Yayın Müdürümüz Necil Ülgen ile birlikte Florya'da, Başkan Özhan Canaydın'ın önüne koyduk.
Canaydın, yıllar sonra, her buluştuğumuzda, "Sizin yüzünüzden adamı gönderdim" diyecekti. Rahmetler olsun.
Lucescu ile bir görüşmemizde, Bülent Akın tercihini sorgulamıştım. Eleştirdiğim için değil, merakımdan... O ise ders verir gibi, "Bir takım sadece oynayan futbolcudan oluşmaz. Rakibi bozan da gereklidir. Bülent de bunu başarıyor" demişti.
Sanırım 80 yıllık ömründe en büyük saplantısı hakem Cem Papila oldu. Papila için söylediği de efsaneydi:
"Onun bir hata yaptığını söyleyemem! Çünkü en az 10 hata yaptı. Çünkü hata yapma niyetiyle maça çıkmıştı."
İnsani yönlerini belki çok daha fazladır ancak bunların birkaçını yakın arkadaşı, gazeteci Ovidiu Ioanitoaia'dan dinleyelim:
* 1970'te Guadalajara'daki eski bir takım arkadaşının arabası bir kazada hurdaya çıktığında, Lucescu kendi inisiyatifiyle ona yeni bir araba alması için para verdi.
* Kalacak yeri olmayan başka bir kişi için bir stüdyo daire satın aldı ve o kişi bilmeden daireyi sattıktan sonra, Lucescu başka bir daire satın aldı, ancak bunu müsrif kişinin adına değil, karısının adına kaydettirdi.

4