İşin kitabını yazan adam

Son dönemde dinlediğim en kısa fıkralardan biriydi: Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin hakemi Yasin Kol, "mükemmel" bir maç yönetti.

Tabii ki maçın gözlemcisine göre... O kimdi Erol Ersoy... Bu bilgi, Habertürk tarafından paylaşıldı. Günahı sevabı onlara... Ancak Kol, bu hafta da maç aldığına göre, doğru...

Öyleyse Galatasaray, TFF'ye, MHK'ye ve Kol'a birer özür borçlu! Adam senin lehine bir penaltı vermiş, rakipten bir futbolcuyu atmış, sen hala sızlanıyorsun!

Sane'nin penaltısını vermediyse, Osimhen'in kırmızısını da vermedi. Ederson atılırken Barış Alper'in yaptığı, "rakibi kin ve nefrete teşvik" değil de neydi

Ama fark etmez, Yasin Kol, her daim "mükemmel"...

Neyse, konumuz Yasin Kol ve derbideki güzellikleri(!) değil... Galatasaray ile Fenerbahçe hiç değil...

Biliyorum, hakemleri nasıl gözlemciler "mükemmel" addediyorsa, Merkez Hakem Kurulu'nu da aynen Türkiye Futbol Federasyonu yönetimi "mükemmel"leştiriyor. Bugüne kadar söyledikleri her "devrim", TFF için "devirin" diye eko yaptı. Zaten bu federasyon bir gün giderse, MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu sayesinde gidecek.

Gündoğdu'ya da bravo... Onun yerine başka biri olsa, stresten "zona" olmuştu. Bravo doğrusu...

Bugün Süper Lig'deki 18 takıma ve diğer profesyonel kulüplerin hepsine, "MHK başkanlığı için bir isim önerin" diye anket yapılsa, inanın çoğu boş kağıt verir. Kimsenin kimseye güveni kalmadı. Yabancı gelse bile, adam iki günde kaçar.

Hem hakemliği iyi olacak hem uluslararası kulvarda söz sahibi bulunacak hem de Türkiye'nin iklimine uyum sağlayacak. Bazılarının Cüneyt Çakır dediğini duyuyor gibiyim ama onu geçin! Ne Çakır kendini yakar ne de bu Futbol Federasyonu, Cüneyt Çakır'a bakar.

İşte size yeni önerim; Deniz Aytekin... Almanya'nın FIFA kokartı taşımış elit hakemleri arasında... Birkaç hafta sonra düdüğünü asacak. Üstelik şu sözlerle bırakıyor, bakar mısınız:

"Sevdiğin bir şeyden bilinçli olarak vazgeçmek kolay değil ama bu, iyi düşünülmüş bir karar. Hala tutkuyla ve netlikle sahada yer alabiliyorken bırakmak istiyorum. Şüpheler başlamadan önce, saygı duyulan bir kişilik olarak veda etmek benim için önemli."

Alman disipliniyle yetişip, büyüyen ama Malkaralı bir ailenin genleriyle gelişen Aytekin, elit hakemliğinin yanında bu işin kitabını yazan isimlerden... "Saygı her şeydir" ve "Kararlı karar verin ve liderlik edin" adlı iki kitabıyla tecrübelerini anlatan Aytekin için iyi mi olur, kötü mü bilemem. Ancak Türk futbolu adına bir farkındalık olacağı bir gerçek...

Kimilerinin, TFF statüsünü hatırlatıp, hakemliği bırakıp, bir yıl geçmedikçe görev alamayacağını söyleyenlere de bakmayın.

Ne diyor statü: Merkez Hakem Kurulu bir başkan ile sekiz (8) üyeden oluşur. Kurulun üyeleri, faal hakemliği atama tarihinden bir yıl veya daha öncesinde bırakmış olanlar arasından atanır.