Hayır, Avustralya 15 kişi değildi! Onlar da 11 kişi oynadı ama biz eksiktik.
Çünkü Kerem yoktu. Barış hiç yoktu, Merih'e bir kez iş düştü o da yoktu. Bir takım olma ruhunun gerekliliği kabul edilebilir. Ama Türkiye bu maçta adeta bir ruh gibiydi.
Montella için "Dersine çalışmadı" denemez. Ancak sayısal sınavına giren sözel öğrencisi gibiydi. Sorular o nedenle çalışmadığı yerden geldi. Bakmayın siz 30 şut atıldığına... Acı biber olmadıktan sonra biber olsan ne olur Kimi yakabilirsin
Hele ilk yarıda sağ ayağı olmayan engelli gibiydi Bizim Çocuklar... Üstelik sol bacağı da kangren olmuştu ilk 45 dakikada... Sağdan hiç etkili olamadık, sol kanatta da savrulup toz olduk. Barış Alper ancak orada Ümit Davalamsı saçlarıyla kendini gösterebildi! Kerem'in yerine forvette oynasa daha mı iyiydi
Avustralya'da Irankunda bizim defans arasında anakonda gibiydi. Yılan gibi yılan... Sıyrıldı, iyi bitirdi. Katı defansın nasıl duvar örebileceğini cümle aleme gösterdiler. Hadlerini bildiler, işi bitirdiler.
Türkiye'yi dış şutlara zorlarken, tehlikeli olabilecek rakiplerinin önüne bir set çektiler. Direkten dönen tek şut da Abdülkerim'den geldi. O serinkanlı Arda, Dünya Kupası stresindeydi arkadaşlarıyla birlikte... Aslında ceza sahası dışından vurabilecek Ardamız vardı, Hakanımız vardı, Orkunumuz vardı ama yerimiz dardı.
Dikkat ettiniz mi, adamların iki golü de oyunun soğuduğu anlarda geldi. Biri su molasında, diğeri de değişikliklerinden hemen sonra... Demek ki konsantrasyon eksikliği had safhada... Belki de aşırı motivasyon Millilerimizi bu hale getirdi, kim bilir

33