Arsamıza sahip çıkmak zorundayız

Batı bugün pek çok ilimde büyük başarılar elde etti. Bilhassa müspet ilimlerde pek çok şey ortaya çıkardı.

Ancak insanı insan olarak masaya yatırmadı batı.

Nedir insan

Malum insanın bir maddî yapısı vardır. Gördüğümüz vücut, baş, kollar ve bacaklar. Bir de dışardan göremediğimiz iç organları vardır. Kemikler, kaslar, kan ve diğerleri...

İnsan vücudunun yapısı 25-30 kadar kimyasal elementten ibarettir. Oksijen, karbon, hidrojen, azot ve kalsiyum gibi elementler insan vücudunun 95'ini meydana getirmektedir. Geri kalan 5'lik kısmını diğer elementler, mineral maddeler teşkil etmektedir.

Burası işin kimyasal ve biyolojik yönüdür.

Ama insanın bir de görünmeyen yönü vardır. Yani duygu dünyası vardır. İman ve inkar, aşk ve nefret, nifak ve samimiyet, sadakat ve ihanet, kibir ve tevazu, vefa ve nankörlük bunlardan ilk akla gelenlerdir. Batı dünyası bu duygular dünyasına pek inememiştir.

Mutlaka kötülüğü emreden nefis nedir, araştırmamıştır batı.

İnsana apaçık bir düşman olan şeytanın üzerinde durmamıştır batı.

İnsanın görünmeyen yönünü ele almamıştır batı.

Sigmund Freud, Emile Durkheim gibi sözüm ona filozof, psikolog, psikyatri uzmanı kişiler nefis ve şeytan üzerinde durmamışlardır. Birtakım vehimler, safsatalar, yalanlar, komik şeyler söyleyip gitmişlerdir. Bu kişileri her şeyden önce kendi yetiştirdiği kişiler yalanlamıştır.

Işe bir başka yönden bakalım.

Bozguncu, terör teşkilatlarını yönetenler boş kafalara ve boş kalplere çökmüşlerdir. Komünist gençlik yetiştirenler, PKK'ya militan hazırlayanlar bu noktaları iyi değerlendirmişlerdir.

Çünkü bu adayların duyguları ve bilhassa güzel duyguları dumura uğramıştır. Bunlarda insanı insan yapan duygular kalmamıştır.

Bu kabil kimselerin şahsiyetleri oturmamıştır. Cahildirler. Kültür seviyeleri çok düşüktür.

Bunları bazı çevreler alırlar. Kendi açılarından eğitirler. Beyinlerini yıkarlar bunların.

Bozguncu teşkilatlar adam kazanmada, militan kazanmada bazı noktalardan hareket ederler.

Adayın suyundan giderek kendilerine bağlamaya, bende etmeye çalışırlar.

Adam kazanmada para çoğu zaman kullanılan vasıtalardan biridir. Adayları parayla elde etmeye çalışırlar ve ederler.

Adayları makam sahibi yapmak, onlara paye ikram etmek onların iknasında çok işe yaramaktadır. Makamın tadı adayı adeta kendinden geçirmektedir.

Kadın, şehvete düşkün adayların avlanmasında tarih boyu hep kullanılmıştır. Pek çok devlet kadın casus kullanarak pek çok insanı avlamıştır. Şantajlarla pek çok işler gerçekleştirilmiştir. Terör teşkilatlarının yöneticileri de bu yoldan çok faydalanmıştır.

Şöhret sahibi yapmak, pohpohlamak da bir diğer adam kazanma yoludur bunlar için. 'Bu işi en iyi sen yaparsın, ancak bu işi sen başarabilirisn' gibi sözler.adayın nefsini okşar. Ona bir enaniyet duygusu verir. Aday kendini yükseklerde görmeye başlar. O artık pek çok işi başaracaktır.

Ne yazık ki tarihî ve dinî yönden eğitilmemiş pek çok gencimiz vardır.

Burası "beyin" pazarı, istediğin beyni seç al.

Bozguncu çevreler bu durumdaki gençleri hedef seçiyorlar. Kazanacakları insanın beynini ipotek altına alıyorlar. Beyinleri yıkıyorlar. Pelte haline getiriyorlar. Sonra bu beyne istedikleri formatı atıyorlar. Istedikleri şekli veriyorlar. Her işi yaptırabilecekleri bir robot haline getiriyorlar. Sonra da bu beyinlere.kendi fikirlerini yerleştiriyorlar.

Beyin yıkandıktan, boşaltıldıktan sonra buraya her fikir yerleştirilebilir. Boş kalplere, boş gönüllere insanı sapıttıran inanç ve sevgiler yerleştirmek kolaydır artık. Her gönle bir put dikilebilir.